Son Sesli Şiirleri

Çok Okunan Sesli Şiirleri

    AŞK ŞİİRLERİ 2

    Şair  Şair :  Ömer Ekinci Micingirt  |  Yorumlar 0 Yorum | Okunma 2459 Okunma | Yazar Yazan: Micingirt | 29 Mayıs 2013 10:26:03

    Hasret dudağında hudutsuz hârım
    Yazdıkça derinden kem söz yazdılar
    Rüyayı kuşattı hüznüm efkârım
    Gece yamacıma Ağlez yazdılar



    Ağlez Yazdılar

    Hasret dudağında hudutsuz hârım
    Yazdıkça derinden kem söz yazdılar
    Rüyayı kuşattı hüznüm efkârım
    Gece yamacıma Ağlez yazdılar

    Hem dünya oyunsa geldik oyuna
    Çile mevsimine aşkın köyüne
    Uzandım tenhâya boylu boyuna
    Bakıp gözlerime öksüz yazdılar

    Ruhumu tütsüler köyün dumanı
    İhtiyâr söğütü kotan yamanı
    Asfaltta koşarım hasat zamanı
    Mecnun’u unutup gürbüz yazdılar

    Hiçe sürüklenip irkiliyorum
    Sessiz gecelere dökülüyorum
    Bu bendeki közü ben biliyorum
    Ruhum frengili sessiz yazdılar

    Ve bir düş içinde bol ettim azı
    Ağlez’e kalır mı ömrün birazı
    Ömer’in şiiri Kenan’ın sazı
    Gurbet türküsünü bizsiz yazdılar

    Ömer Ekinci Micingirt

    El Yazması Mektuplar

    Ceylanlar gibi ürkek, kuş sesi gibi ılık,
    Aynen ikbal yıldızı, susmuş yazgıyı bekler.
    Sükûtun imbiğinde, bakışlar kalabalık,
    Her ne zaman ağlasa, ona benzer bebekler.

    Lacivert zamanlarda, hüzün salar her dâim;
    İffet ile örülmüş, gerçek iklimi arar
    Sen derken tenhâlarda ne kadar da mülâyim,
    Ellerinden tutunca yanakları kızarır,

    Cemrelerde ısınıp, mektuplarda yanıyor,
    Mektuplar el yazması, bende varım bir baktım.
    Yemyeşil duâlarla, günbegün boyanıyor,
    Nurlu yüzünden öpüp, tebessümler bıraktım.

    Hem aşk bir vuslât ise; neylerim kuşkuları,
    Kazanlarda demleyip, beyaz kefene sarın.
    Bıçkılayın peşimden, kan rengi coşkuları
    Sorulursa hakkınız, helâl deyin haykırın!

    Biliyor sığınağım, yürek sesi bu konu,
    Teneşire gül koyun, çelenk neymiş hurâfe!
    Cürmüm pek çok olsa da unutmam hâşâ O’nu,
    Yine oldum tüy gibi, üveyk gibi bu defa.

    İffetin her rengi var, vallâhi başka edâ,
    Kırdım tüm heykelleri, hüzne sarmalar attım.
    Artık vuslât ölümüm, nâkış nâkış şühedâ,
    Cânım, mâhzûn bakışlım, yine seni anlattım.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Sensizliğe

    Aşkın serinliğine kovalıyorum seni
    Zümrüt saçlı baharlara
    Gözlerin parıldayan kehribar
    Ellerin yed-i beyzâ
    Kızaran akşamlarda izliyorum yokluğunu
    Sensizliğe bürünüp

    Sakın unutma sensizlikte olduğumu
    Hissiyatımı öğütlüyorum sana
    Gökkuşağı misali
    Renklerinin altından geçiyorum
    Bulutları delerek
    Güneşi heceleyerek

    Her gün ayrılık türküsüne inat
    Ozanlar dinliyor
    Vakitler avutuyorum
    Anlasana geçmişe bakıp buğulanıyorum
    Öksüz kız yanağında tüllenen yaş gibiyim

    Boşluklara koşturuyorum arada
    Duygularım renksiz
    Öldürücü hisleri kovalıyorum

    İnliyorum durmadan
    Takatimi teperek
    Hasretin pençesinde

    Sende başka bir esinti var
    Bambaşka
    Ta hücrelerime kadar işleyen
    Azgın çocuklar gibiyim
    Kör oluyorum seni görünce

    Yaş döken gözlerin olayım
    Mısra mısra dopdolu
    Senli gurbetleri ne çok sevdim ben
    Divâne vâdilerinde

    Gel gir kırık kalbime
    İki büklümün olayım
    Duyuyor musun?

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Ferhat’ın Çığlığı

    Nedir bu dünyanın akı karası
    Belki ifşâ etmek yok varım olur
    Sâmimiyet ilhâm duygu arası
    Gerçeği yaşamak tek kârım olur

    Hani bâde derler ilâhi elden
    Konu derincedir, incedir kıldan
    Gelin söz edelim ebed-ezelden
    Aynalarda gezmek zararım olur

    İfadem kendimce gördüğüm gibi
    Mısralar zihnimde kördüğüm gibi
    Hüznü tabutlara sardığım gibi
    Ferhat’ın çığlığı efkârım olur

    Eşsiz değerleri boşa eskittim
    Günâhlara düşe düşe eskittim
    Ve hesapsız koşa koşa eskittim
    Cürüm pişmanlığım ikrârım olur

    Kefenim yıkasa tevbeli testi
    Sanki yolculuk var bir şeyler esti
    Gözlerim kaparsam bir akşamüstü
    Belki Liva-ül Hamd diyârım olur

    Ömer Ekinci Micingirt

    Darılma

    Hayal ettim her lahza,vicdan parmaklarından,
    Rüya bu ya terk ettim,bulduğum gözlerini.
    Tütüyordun yemyeşil, zümrüt ırmaklarından,
    Hıfzettik boğum boğum,sayısız gizlerini.

    Bir ben vardım birde sen,birde meşhur o rüya,
    Rüyalara dur deyip,uzattın ellerini.
    Solgun ve gümüş tenli,ben sana tutkun güya,
    Benim sevdam bembeyaz, göğe ser allarını.

    Vuslat ve düşüncesi,yorgun akıyor sular,
    Artık hissiz bir dönem,biz kardeşiz darılma.
    Ruhum bir bütün sensiz,tam deminde duygular
    Hep bana köz bırakıp,mahzun düşe sarılma.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Sonra Git

    Gel hele yitiğim sana ne oldu,
    Ay yüzün çevirme dur bak sonra git
    Bu can sensiz mecnun, perişan oldu,
    Bambaşka yastayım gör bak sonra git

    Yanıyor yüreğim fecir tutuştu,
    Varlığım virane baykuş ötüştü,
    Bendeki hüzün aşk dillere düştü,
    Bir kırık besteyim sor bak sonra git

    Görüyor gibiyim pâr pâr nazını,
    Ne kadar mahzunsun göster yüzünü,
    Büyü giz iç içe, sakla gizini
    Yemyeşil histeyim bir bak sonra git

    Ömer Ekinci Micingirt


    Hissedersin

    Gece ve sessizlik tenhada dinle
    Bitimsiz ritimler silinir gider
    Sevda besteleri ve ben seninle
    Dökül yüreğime salınır gider

    Masmavi rayiha seninle eser
    Her halin ibrişim dudağın kevser
    Sus seni istemem hele elin ver
    Süzülür sitemle alınır gider

    Hüznümü kucakla seni bırak ta
    Ruhumuz aynı yer kalma ırakta
    Beni hissedersin şiire bak da
    Büyülü bir rüya bölünür gider

    Ömer Ekinci Micingirt

    Zindan Aşk Ceza

    Çölün ortasında Yusuf bir vaha,
    Görünce cemâli yandı Züleyha.
    İffetin reddeden cazibesiyle,
    Sığındı vuslata zindan aşk ceza.

    Ömer Ekinci Micingirt


    Sende Buldum

    Aşk ve vuslat iç içe, belki bir tatlı savaş
    Sessiz sessiz derinden, günbegün birikiyor
    Sende buldum kendimi usulca yavaş yavaş
    Biri elimden tutmuş, beni bana çekiyor

    Ömer Ekinci Micingirt


    Mavi

    Yollar koyu ben gürültü ben yavan
    Mavi günler ıslık yaz ve karavan
    Gam uçurur hülyaların anbean
    Yakar beni tılsımlı tahtaravan

    Bin bir renkte şiir gibi ellerin
    Aşk bürünmüş vagon kokan güllerin
    Sessiz mâna şu efsunlu dillerin
    Sen ızdırap sen bendeki heyecan

    Duy gönlümü inayetle duy işit
    Zümrüt yüzlüm nur şavkını vur dirilt
    Ara ara parıldayıp sen gel git
    Firdevs gibi seninleyken dört biryan

    Ömer Ekinci Micingirt


    Yâr

    Ne kadar samimi hakikatsin yâr
    Gözyaşı peyledin sen benim için
    Hasret sütunları senden yadigâr
    Mor türkü söyledin hem benim için

    Yorgun gecelerde ateş hârımsın
    Ellerin elimde helal yârimsin
    Vuslata efsunlu sitemkârımsın
    Ahuzâr eyledin dem benim için

    Ne kadar muhtacım canım demeye
    Masum bir iltifat nağme nağmeye
    Gözlerim al götür gülümsemeye
    Sen beni neyledin can benim için

    Ömer Ekinci Micingirt

    Sükûtun Rengi

    Bu gün çocuklar gibiyim
    Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
    Uçup düşüyorum takvimlerden
    Bakmayın yaşımın kırk sekiz olduğuna
    Hâlâ on sekiz edâsında...

    Bu gün çocuklar gibiyim yine
    Salmışım kendimi iklimin musikisine
    Ruhum sakin dupduru
    Dupduru yüzüm
    Annemin ak sütü tıpkı
    Ellerim ufukta gözlerim ellerimde
    Gâh kırk sekiz edasıyla söyleşir
    On sekizce oynaşırım
    Gâh bıçkın delikanlılar gibi
    Bu gün çocuklar gibiyim yine
    Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
    Uçup düşüyorum takvimlerden


    Ölümün gözyaşı tırmalıyor arada
    Şu kıllı kulağımı
    Kendime geliyorum,
    Neşvelerim yerlere savruluyor.
    Sahilsiz acılarla boğuşuyorum,
    Ateş yağıyor peşimden
    Meçhul bir kente doğru
    Kıpkızıl koşuyorum
    Kötülüklerim hırıltıda
    Kendimi arıyorum ufkumu köpürterek

    Görüyor gibiyim derince bakınca
    Az ötede engebe vuruyor suratıma
    Omzumda akıbet korkusu
    Kucağımda vuslat sevdası
    Gâh kırk sekiz edasıyla söyleşir
    On sekizce oynaşırım bıçkın delikanlılar gibi

    Bir başkayım bu gün
    Bu gün çocuklar gibiyim
    Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
    Uçup düşüyorum takvimlerden
    Sükûtun rengiyle

    Ömer Ekinci Micingirt

    Vurgun Gibiyidin

    Nur topu bebeğin büyümüş meğer,
    Gösterdin uzaktan dargın gibiydin.
    Edepli bakışın dünyaya değer,
    Dertleri sırtlamış yorgun gibiydin.

    Mor pembe günleri unutsam keşke,
    Yönümü çevirdim uhrevi aşka,
    İffetin endamın bakışın başka,
    Selamı verince kırgın gibiydin.

    Tebessüm edince biraz hislendim,
    Yıllarca gönlümde “kurban” seslendim,
    Himmetle sabrettim aşkla beslendim,
    Tüllendi sessizlik durgun gibiydin,

    Ne dedi bu mecnun bilmem ki küstün,
    Dua et deyince bir ara sustun,
    Kardeşçe dertleştik poyrazca estin,
    Hüzünle burkuldum gergin gibiydin.

    Ekinci tükendim bak perde perde,
    Mevla düşürmesin Lokmansız derde,
    Şifaa’yı aradım zamansız yerde,
    Elveda deyişin… Vurgun gibiydin.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Yağmur Gözlüm

    Ne bakarsın yağmur gözlüm yüzüme,
    Vuslat zamanıdır durma gel hele.
    Sevdam büklüm büklüm inan sözüme,
    Ceylanî bakışla vurma gel hele.

    Menekşe bakışlı bumu kaderin,
    Hicranlıdır kalbim sevdam çok derin,
    Ya beni öldürün yâ da gönderin,
    Eteği sırmalı durma gel hele.

    Sevdam billur billur yazdım dağlara,
    Vallah yar etmezem başka sağlara,
    Sensiz hazan düştü küstüm bağlara,
    Kolları burmalı yorma gel hele.

    Yağmur gözlüm insaf eyle bak bana,
    Kumru gibi hayran oldum endama,
    Mecnun oldum Leyla kimmiş sor bana,
    Yaralı kalbimi kırma gel hele.

    Gel beraber Köyde Çorba içelim,
    Hak yolunu Yunus gibi seçelim,
    Bu diyardan Ömer ile kaçalım,
    Ölmeden bedenim sarma gel hele.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Yanık Hüzün

    İçime dökülür ruhun anbean
    Kahreden sessizlik başlar feryada
    Hislerin söktüğü şeydi haykıran
    Mest eden çehrenle yetiş imdada

    Bir tatlı tebessüm uzun uzun bak
    Gözlerin içine kendimi saldım
    Bahtımı büyüle yazgıyı bırak
    Düşlerin düşledim hep kalakaldım

    Şiir yüreğime hece hece git
    Yanık hüzün sarmış yine her yanı
    Belki bir tevekkül belki de ümit
    Aşkın defterine kaydet bu anı

    Ömer Ekinci Micingirt

    Sırdaş

    Bu hayat daima keder acının
    Nasibi tedbiri harmanı yârım
    Yarası bende yok aşk ilacının
    Tıpkı mecnun gibi yoka duçarım

    Hislerle yeşeren olmak niyetim
    Avam meclisinde dinle beni can
    İnan tartışılmaz hüsnüniyetim
    Sendeki ben var ya seni haykıran

    Kim kimin sahibi dünün bu günün
    Çokluğu terk ettim hiçliğe hiçe
    Kalanı bana ver kısa ömrünün
    Hayret seyir sükût ifşa iç içe

    Farkında mısınız hep deli diye
    Delinin halinden deliler anlar
    Cürümü düşündüm döndüm geriye
    İdrakten idrâke çarpan vicdanlar

    Hep hüzün saklarım şiir deyim de
    Hep acı üretir bendeki resim
    Azrail bekliyor beni köyümde
    Yüreğim çarpıyor zâr zâr nefesim.

    Izdırâbım çok,derdim çok ama
    O’nu bekliyorum gözlerimde yaş
    Yönelişi düşün sakın ağlama
    Bir Fâtiha oku tamam mı sırdaş

    Ömer Ekinci Micingirt Meram Eyle

    Gözlerin ham zümrüt, bakışın mahzun
    Görür gibi konuş kal harem eyle
    Ve naz kapısından birkaç sitem sun
    Yanmasın yüreğim al verem eyle

    Ben senden pürmelâl sen ise benden
    Sakladın kalbimi ta ki o günden
    Gövdem ölüm solur sanki kökünden
    Benli öfkeleri sil kerem eyle

    Yokluklar çektirme dayanamam hiç
    Ben bulut gibiyim sen bir kırlangıç
    Nergis tarlasında vuslat suyu iç
    Aşkın tozlarından kül dirhem eyle

    Yârenin gözleri yarasındadır
    Kırağı göğsümün haresindedir
    Ne varsa kalbimin arasındadır
    Hep benim ateşim ol haram eyle

    Yüzün bana dönüp Uludağ’a bak
    Sükûta sarmala gözyaşı bırak
    Peşimden koşuyor malum kaydırak
    Bakışın saklayıp gül meram eyle

    Ömer Ekinci Micingirt

    Yel alsın

    Yaş döken yürekle koş gel bin kere
    İsmimi hecele dokun el alsın
    İçten ağlamaklı söyle ezbere
    Cehenneme hâram bana helâlsin

    Taptaze duygular eser serince
    Şiir gibi yüzün mâna derince
    Bu başka balayı yan yeterince
    Sen belki de ateş yüzlü zülâlsin

    İçimi besliyor yeşil verâlar
    Ben i hep sitemkâr sözler yaralar
    Züleyha’nın aşkı günah mı arar
    Hicabı bilmeyen dili yel alsın

    Ömer Ekinci Micingirt

    Yusuf Yüzlü

    Başlangıcı ölüm sağar her ayın,
    Yine bugün bana başka hâl oldu.
    Deyin deli pek muteber yapmayın,
    Acılarım azdı mısra bol oldu.

    Bize şiir yazdım bizden bihaber,
    Sevda pişiririm közden bihaber,
    Kısır bir nesil ki özden bihaber,
    Yusuf yüzlü yavrularım el oldu.

    Yaban oldu hâyellerim virane,
    Konuşsam ağlasam sussam ne çare,
    Kime ne yanmışım ateş çıra ne,
    Hatıralar biriktirdim kül oldu.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Ulu Divan

    Yüzümüzü yakarışa açalım
    Takdir O’nun müstehakı verecek
    Ulu Divan tek varışa açalım
    Güz yürekler nevbaharı görecek

    Karakışı deviriyor mor dağlar
    Sokakları ne meltemler saracak
    Kaç asırdır ak yürekler kan ağlar
    Silkindik ya ol mührünü vuracak

    Sürdüm atı mahyalaşan diyâra
    İhtimal ki tez zamanda varacak
    Sahipsiz mi hak ve batıl ak kara
    Kitap gibi yaprak yaprak soracak

    Beklenen gün yakın, uzak diyemem
    Sanma daha birkaç asır sürecek
    Zihnim delik deşik mızrak diyemem
    Mızrak değil beni cürmüm gerecek

    Hiçbir yere benzetemem o günü
    Zârif ruhum çok hâyaller kuracak
    Bekliyorum artık sonsuz sükûnu
    Korkuyorum titrek kalbim duracak

    Ömer Ekinci Micingirt

    Vuruldum Geldim

    Kıraç toprakların delisiyim ben,
    Sanma ışıltıya vuruldum geldim.
    Gergefli kilimin çilesiyim ben,
    Mevsimsiz düşlere sarıldım geldim.

    Deme ha sebep ne, sebeplerim yok,
    Uzan başucuma sevincime bak,
    Hiçin helezonu öyle bir ufuk,
    Seni heceleyip yoruldum geldim

    Yağmurlar yağınca gel beni işit,
    Desem ki bir hayal deme sen ümit,
    Beraber olunca uzaklara git,
    Ben senin gönlünde görüldüm geldim

    Bir ben varım şimdi bir kırık testi,
    Gurbet yağmurları içime esti,
    İzahı tarifsiz başka hevesti,
    Sığmaz ışığına kör oldum geldim

    Bırak hem sen beni, kendini dinle,
    Sükûnun sayhası, sabrım seninle,
    Sensiz korkuları vur gözlerinle,
    Kuşkusuz sen için vuruldum geldim.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Cemre

    Nedense sebepsiz korkularım çok,
    Diz çöküp baş koyup sığındım emre.
    Var mı arayışta görünmez ufuk,
    Güz geçti kış geçti bak geldi cemre.

    Cemre bir yanış mı belki aşk ümit,
    Ümidim sarp yokuş değer hem ömre.
    Ruhumu hükmeden ne olur işit,
    Aşkınla yak beni çevir kömüre.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Beklemek

    Beklemek sırattan ince
    Anbean meşakkat verir
    Yolboyu sabrı deşince
    En azgın çöle çevirir

    Beklemek bir anka kuşu
    Mızrak ok gagalarıyla
    Beklemek hûşu ve hûdu
    Sükûnun nidâlarıyla

    Ömer Ekinci Micingirt

    Nerelerdesin

    Dağlar yüzümü okşar, deniz sırtıma kese;
    Sükûtun yatırında hayıflanıp dinledin.
    Yine bu günde akşam, sırt çevirdim herkese,
    Tüm vebâli omzumda deyince gülümsedin.

    Seninle donakaldı sokağımda ayaz ter,
    Gözlerim ısınmıyor, seni arıyor yer yer,
    Umrumda mı mevsimler, hayat benden ne ister
    Nerelerdesin gözüm, hele söyle ne dedin!

    Ömer Ekinci Micingirt

    Gözüm Yollarda

    Yetiş ey can yetiş gözüm yollarda
    Hüzün rüyalarım dindi baksana
    Kime müptelasın gurbet ellerde
    Köz oldu sevdamız yandı baksana

    Ney mızrap ses olsam sessiz sazına
    Gamzeli neşveyle essem yüzüne
    Hele bir kulak ver alın yazına
    Leylalar geriye döndü baksana

    Edep işve neşve vefa nerede
    En derin acılar belki kâr ede
    Bir bülbül zarlanır karşı derede
    Çağlayan derede dondu baksana

    Ne acı bir hülya okşayan dilin
    İffetin ahengi vefasız elin
    Bir ara çözüldü büyülü halin
    Gönlüme akışın sondu baksana

    Leyla’yı Mecnunu Arzu Kamber’i
    Ben o deli adam sense bir peri
    Beklide feleğin zorlu çemberi
    Yıkıldı garibin bendi baksana

    Ömer Ekinci Micingirt

    Gözlerin İnşirâh

    Sevi bahçesinde çiçeksin açan,
    Bahar şenliğinin sıcağı gibi.
    Hüznün arkasında büzülüp yatan;
    Umutsuz bir aşkın kucağı gibi...

    Yalnızlık başköşe başımın tacı,
    Gözyaşı derleyip buldun ilacı;
    Kıvrak vücudumda üç köşe acı,
    Kaçtım hep bir asker kaçağı gibi.

    Vakti geçmiş anlar hâlâ var dedim,
    Çevirdim akrebi kaç mevsim yedim,
    Ben ağu yutarken sen gülümsedin,
    Gözlerin inşirâh bıçağı gibi...

    Ömer Ekinci Micingirt

    Seviyorum ki

    Aşkın yumağına kelepçe vurdum
    Yine de ben seni seviyorum ki
    Sözü bıçkılayıp göğe savurdum
    Yine de ben seni seviyorum ki

    Hâlime muttasıl gözlerin var mı
    Ve beni hisseden gizlerin var mı
    He kurban diyecek sözlerin var mı
    Yine de ben seni seviyorum ki

    Yoklar tükettikçe var olup durdum
    Kırık saat gibi kurulup durdum
    Yordun kıyasıya yorulup durdum
    Yine de ben seni seviyorum ki

    Ömer Ekinci Micingirt

    Uludağ

    Ferhat’ın sağdıcı dağlardır madem;
    Sendedir yüreğim sende iradem.
    Gelinlik giyersin Şirin’e inat,
    Sevdaya bulandı, zâr zâr ifadem.

    Yeşille ayırdım moru karadan,
    Ne güzel yaratmış seni yaratan.
    Mazinin kolları sende Uludağ,
    Bağrında yatanlar seni aratan.

    Gözyaşı güzeldir hârında derim
    Muzdarip ruhuma ahenk isterim
    Suskun derelerin yamacım öper
    Seninle çevrili sevinç kederim.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Seni Düşündüm

    Bir ağır yolculuk azgın sularda,
    Yüzerken sultanım seni düşündüm
    Şeref ver rüyama gel uykularda,
    Sendedir gümanım seni düşündüm.

    Vuslat bestesiyle yolun gözlerim,
    Kurudu gözyaşım soldu gözlerim,
    Kokunla bezenen terin özlerim,
    Kavruldu her yanım seni düşündüm.

    Mecnundan beter ki benim hikâyem,
    Karıştı hicrana gitti sermayem,
    Bir tatlı hoş seda en büyük gayem,
    Verene kurbanım seni düşündüm.

    07.02.2007 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Sevda

    Hislerim huzura erer seninle
    Anın derinliği içimde erir
    Beni sarhoş eden o gözlerinle
    Vuslat kanat çırpar ruhum yeşerir

    Belki de bendesin belki Irakta
    Seni arıyorum yitik durakta
    Hoş beni görürsün aynaya bak da
    Bitiş ikliminde belki can verir

    Söyledim ne varsa hisset yaz anı
    Meçhule koşulmaz hasat zamanı
    Kör topal laf ettim sözledim seni
    Sevda çıkmazları aşka çevirir

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Bu Şehrin

    Bu şehrin koynundan Nilüfer akar
    Uludağ’a doğru başlar bir niyaz
    Gecenin apayrı şehrayini var
    Gül yüzlü kubbeler zarif bembeyaz

    Kubbeler içinde ben derviş gibi
    Değişmem geceyi derin uykuya
    Uzasın ruhuma aklımın dibi
    Cürmümün çığlığı beynimi yuya

    İçimde esiyor bir titrek rüzgar
    Pas tutmuş zihnimi temizler ancak
    Her gece eser mi tekrar ne kadar
    Peşinden pek muhkem keşke yağacak.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Çilesiyiz Biz

    Terki terk etmeyen, terki terk de sen,
    Eridikçe eri, getir hayy’ları.
    Nice anlar vardır seninle esen;
    Seslenişte ifşa, aşk olayları...

    Bırak sensiz akan geceler aksın,
    Varlık âleminin çilesiyiz biz.
    Çokça ihanete uğrayacaksın,
    Hiçlik gölgesinde, aşk var şüphesiz.

    28.08.11

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Geçti Ağladım

    Yaşın koydum hecelerin yerine
    Bir kelebek ömrü, uçtu ağladım
    Gönül verdim beni yakan soruna
    Gözlerin gözüme geçti ağladım

    Benim yaşım mavi yeşil sende çok
    Hep seni aradım giden gelen yok
    İster oku ister gizle ister yak
    Gizlerin gizime geçti ağladım

    Seninle şiirden kubbeler kurduk,
    Hakikat ruhuyla pek kafa yorduk
    El ele yan yana ahenkle durduk
    Nazların nazıma geçti ağladım

    Ne yazdım ben ne yazdığım bilinmez
    Seni yazdım dört dörtlüğe silinmez
    Sessiz sevdalarla Leyla olunmaz
    Sözlerin sözüme geçti ağladım

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Vuslat Deme

    Vuslat deme uhrevisiz her aşka
    Geceleri ses gelirdi derinden
    İçimdeki fısıltılar bambaşka
    Hissiyatın kopup gelir yerinden

    Sırlı rüya unutamam hisleri
    Hüzün nevhaları içimde zar zar
    Sana versem içimdeki sesleri
    Ümit kuytularım ensende yaşar

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Zümrüt Tentene

    Hidayet, takva, iffet
    Yüzün ne kadar güzel
    Hele anlat tarif et
    Lütfeylemiş gizli el

    Ve incecik kâkülün
    Sanki zümrüt tentene
    Gülü müsün bülbülün
    Yok, emsalim desene

    Her gün böyle olacak
    Sükûn sarmış her yanı
    Adeta yitik sancak
    Cezp ediyor insanı

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Gelmezsin

    Nedir bilmem sendeki bu endaze,
    Yok olmuşum gizlerinde gelmezsin
    Ruhum sarar taptaze bir firuze
    Ne var bilmem sözlerimde gelmezsin

    Tıpkı mecnun gibi belki bu şair
    Hüzün vadileri bire bin verir
    Gözyaşlarım zemheride yeşerir
    Yeşersem hep dizlerinde gelmezsin

    Gurur kibir tekmilini yıkıp gel,
    Ağla biraz ciğerparen bakıp gel,
    Bir kerecik, bir kerecik çıkıp gel,
    Ölsem mavi gözlerinde gelmezsin

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Son Dantelâm

    İçime sensizlik çöker, yaralar.
    Hasret yağmurlarI girer düşüme,
    Yokluk eşya varlık başlar naralar.
    Ayaz günlerdeyim gel de üşüme!

    Renklerin buğulu, hislerim eşsiz
    Son dantelâm; sen ki yaş ol yaşıma.
    Kuşat gel ruhumu gizlice sessiz,
    Tabutum geçerken gelme peşime.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Yorgun Yürek

    Yorgun yürek gel arada hep söyle
    Ara ara ses ver gelsin derinden
    İçimdeki duygular mı bambaşka
    Hissiyatın bana koşsun yerinden

    Kime yazdım bu füsunlu şiiri
    Mâtem gibi yüreğime koyulur
    Yaprak yaprak rüzgârlarda her biri
    Mevsim mevsim poyrazlarda duyulur

    Ağlamaklı alıyorum hisleri
    Tam bendesin içimdeki sene sor
    Alıp versem hep hüzünlü sesleri
    Nazlı duyguların benimle yaşar

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Ferace

    Dörtlüklere el ele
    Yürüyorum tek hece
    Şiir yüzlüm gel hele
    Gel kaçalım bu gece

    Dört biryanım meçhul yâr
    Mecnun gönlüm ne arar
    Sen çiçeğim sen rüzgâr
    Sen sihirli bilmece

    Koş sonsuza durma gel
    Tutsağın et beni al
    Benimle doğ benle öl
    Sen ruhumda ferace

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Hissedersin

    Gece ve sessizlik tenhada dinle
    Bitimsiz ritimler silinir gider
    Sevda besteleri ve ben seninle
    Dökül yüreğime salınır gider

    Masmavi rayiha seninle eser
    Her halin ibrişim dudağın kevser
    Sus seni istemem hele elin ver
    Süzülür sitemle alınır gider

    Hüznümü kucakla seni bırak ta
    Ruhumuz aynı yer kalma ırakta
    Beni hissedersin şiire bak da
    Büyülü bir rüya bölünür gider

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Gözlerin

    Sen bende yaşayan kelebek gibi
    İnce zülüflerin melodi sesi
    Tıpkı el değmemiş bir bebek gibi
    Gözlerin yakıyor ela mavisi

    Hep seni ararım sükût sesinde
    Salmışım kendimi uçsuz hislere
    Yer ayır yüreğin bir köşesinde
    Takatim kalmadı sensiz seslere

    Ömer Ekinci Micingirt

    Sahire

    Okşayan ahengiyle, büyüleyen bir durak,
    Uzaktan salınıyor, benimle benden ırak.
    Ruhum rükû ye varmış, o karlı tepelerde,
    Benimle sendeki fark, sen ustasın ben çırak.

    Gâh deli pervaneyim, gâh kesvetli gâh buruk.
    Sözlerim savruluyor, bir yakala bir bırak,
    Bendeki velveleler mevsimsiz sabalarda,
    Sen hüzünlü melodi, sen yeşilsin ben kurak.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Hurisin

    Güzeller güzeli gel hele kurban
    Duruşu bakışı gülüşü güzel
    Bu ihlâs bu irfan bu iffet nerden
    İffetle sekerek gülüşü güzel.

    Gizli gel nur yüzlüm huri kıskanır,
    Gözyaşın akıtma içim ıslanır,
    Allahım bu melek nerden beslenir,
    Oyalı yazmalı el işi güzel.

    Efsunlu bakışlım kız sen hurisin,
    Çimeni fistanlım kimin yârisin,
    Riyakâr gözlerden Mevlam korusun,
    Ruhuma sessizce gelişi güzel.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    İmkânsızlar

    Gizemini gizlemişim gizimde,
    Gönlündeki aceplerin dupduru.
    Başım koyup ölebilsem dizinde,
    Gözyaşınla paylaşırım huzuru.

    Sen büyülü sen bendeki muamma
    Hissiyatın renklerini peyliyor
    Yüzünde hep neşe izi var amma
    Hüzünlerin sanki beni söylüyor

    Deme bana imkânsızlar mümkün mü?
    Belki tekrar doğacaktır şafaklar.
    Şu gözlerim, denizlere döndün mü?
    Mecnun gibi yaralarım, aşk paklar.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Hazan

    Sitem yok işveyle,aramam seni,
    Hem zaten yüreğim arasında sen.
    Hislerim köpürür göremem seni,
    Zifiri sevdamın karasında sen.

    Senle bütün renkler aslına vardı,
    Yeşil, mavi, ela sarısında sen.
    Son mevsim ümidim senle ağardı,
    Bilmem ki mevsimin neresinde sen.

    Tat oldun ruhuma gözlerimde nem,
    Sevdamın ahengi küresinde sen.
    Gecelerim hazan sensiz cehennem
    Sızılar yüreğim, yarasında sen.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Kime Yalvardım

    Gün hüzün yağıyor bense pek yorgun,
    Yazıp duruyorum o günden beri.
    Dantelâ bakışlım gelirse bir gün;
    Geceyi arala ekle şiiri.

    Tasa fasıl fasıl, acı peş peşe,
    Salmışım gönlümü alev ateşe,
    Hislerim ağulu dışım pürneşe,
    O mahzun gözlerle bekle şiiri.

    Gömüldüm geceye ben sana vardım,
    Senli tepelerde rikkatle durdum,
    Nâzen hecelerle kime yalvardım,
    Aşkın füsunuyla kokla şiiri

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Tüy Gibi

    Elemli eyledin ney gibi bizi
    Seni anlatamam ifade çok zor
    Rengine gizle gel yâr ikimizi
    Ölümsüz renklerin soldurmadan ver

    Gözlerin yaş senin hüznün gizi var
    Sevinç gözyaşların kime yağacak
    Olmuşum tüy gibi vuslat izi var
    Ayaz yüreğime güneş doğacak

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Yitik Yâr

    Baş tacıdır ne verse,
    Gülümserim rengiyle.
    Vuslat derim severse;
    Bir bahar ahengiyle...

    Gam keder yaş silinir,
    Mest eder beni yer yer.
    Söz edepte bilinir,
    Sükût altınsa eğer.

    Ruhum yine tümsekte,
    Pek zorluyor bedeni.
    Yitik yâr pek yüksekte,
    Göğe vuruyor beni.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Bu Akşam

    Çıkıyorum ruhum yorgun
    Sonum bilmem mecnun gibi
    Şair gönlüm bana dargın
    Bu akşamda gidiyorum

    Gidiyorum yavaş yavaş
    Var sebebi var elbette
    Sonsuz şarkı tatlı savaş
    Bu akşamda gidiyorum

    İşve sitem her haliyle
    Ayrı vuslat ayrı mâna
    Gitme der mi hâl diliyle
    Bu akşamda gidiyorum

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Izdırabım Ol

    Mâtem rüzgârları yokuş desem de
    Füsunlu bakışla düz etti beni
    Doldurun hüznümü pişsin kâsem de
    Benli hissiyatı biz etti beni

    Gönlü bende amma vuslat pek ırak
    Aşılmaz engel var hâlime bırak
    Ölüm ve beyaz aşk başka ne gerek
    İffetin hissiyle va’z etti beni

    İlan-ı aşk o ne, bilmem takıştık
    Hasbıhal eyledik, dostça bakıştık
    Kaderde böyleymiş böyle yakıştık
    Bilmem ki ne kadar hazzetti beni

    Ümitle bekledim gelmedin hâlâ
    Izdırabım ol hem, durma gel hele
    Yeşilin bağrında tutsak el ele
    Apayrı mânâ var, naz etti beni

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Şiir Yaz Bana

    Bana şiir yaz
    Vuslâtın ritmiyle
    Isıtsın güneş gibi
    Umutlar vaat etsin
    Geleceğe yön versin
    Saadet devrini hatırlatsın

    Şiir yaz bana şiir
    Züleyhalara haykırsın sessizce
    Yusuflar duyana kadar, birer birer
    Hislerim sindire sindire
    Yeşeren soluklarla

    Teveccühe kalk
    Gecenin bir yarısı
    Ciddiyetle latifeyi unutmadan
    Emanete sadakatle
    Gözyaşını mürekkep
    Tebessümü kalem ederek
    Şiir yaz bana

    Bana şiir yaz
    İçinde elvedâ olmayan
    Mâtem söylemeyen
    Hep çileyle dopdolu

    Mûsikiler yakarak
    Takva zırhı takarak
    Sonsuzluğa bakarak
    Şiir yaz bana
    Şiir...

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    O Köy

    Ölürsem dermansız sıladan ırak
    Yüzümü çevirin o köye doğru
    Sonsuzluk yolunda olsun son durak
    Özümü çevirin o köye doğru

    Hasret yudumlarım alev ataştan
    Gurbeti yeniden başladım baştan
    Buz gibi gezerim en kara kıştan
    Gezimi çevirin o köye doğru

    Bayramlar yad elde pek fark etmedi
    Yaşım elli oldu yaş kırk etmedi
    Dizim çözülmeden yön çark etmedi
    Dizimi çevirin o köye doğru

    Bendeki sapanlar boşluk sürüyor
    Az mantık çok hüzün kışlık sürüyor
    İçimde bir başka hoşluk sürüyor
    Azımı çevirin o köye doğru

    Gevenliye gömün alın bu cânı
    Neylerim yârensiz bütün cihânı
    Gözlerim yollarda bekler o anı
    Gözümü çevirin o köye doğru

    Sözü tımar ettim mısra kokladım
    Rüya hayal gerçek tek tek yokladım
    Fikri hissi sözü yer yer sakladım
    Sözümü çevirin o köye doğru

    O köy ki Micingirt özlemin tülü
    Bütün heveslerim tasa örgülü
    Sözlerim rengârenk vaazım ölü
    Va’zımı çevirin o köye doğru

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Sessiz Mekân

    O sessiz mekânda kimler durdular
    Dolaştım kalbimle dokundum tek tek
    Sessizliği bozdu loş çıtırtılar
    Sandım yalan gibi gelip geçecek

    Düşünüp daraldım insan ne demek
    Bilmem ki ben neyim ben nasıl insan
    Var mı babayiğit ölçüp biçecek
    Ne söylesem ben boş Allah’a ayan

    İstersen dinleme sende dolaş git
    Birazda sen ağla benim yerime
    Hayat bir perdedir vakit bir şerit
    Hüznümü parçala gir içerime

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Ufukta

    Bu nasıl hasretlik düştü peşime,
    Kafamda helezon o günden beri.
    Dağın yamacında ruhum işi ne,
    Yemyeşil dolaşır duygu çemberi.

    Tıpkı Ferhat gibi yüküm çok ağır,
    Her halim sırtımda yüreğim zar zar.
    Bağırdım rüyada bağır ha bağır,
    Her gecem nedense hep onu arar.

    Yok, olmaz zamanla ufukta diyor,
    O hâlâ sinemde sükût peyledim.
    Kalbim ürperirken şafak giriyor,
    Ben onu gönlüme gönül eyledim.

    Ömer Ekinci Micingir

    ________________________________________

    Nere Gidelim

    Rüzgâr okşuyorum estikçe huşû
    İkbâl soluyorum acep ne zaman
    Mevsimin âhengi mahzun duruşu
    Ezelden ebede beklerim her an

    Dizeler zor sabrın izâhı derken
    Yaz kış sabreyleyip bekleyip durdum
    Ah ettim inledim her sabah erken
    Laleye bülbülsüz vuslatı sordum

    Üzülmem yâr olan yârene gider
    Nedense vuslatı tükenir sandım
    Ömrüm nağmeleri sorana gider
    Günbegün kendimden kendim kıskandım

    Rikkatle bak hele efsunlu hecem
    Eğer bakmaz isen ne olur hâlim
    Med vakti gel artık bitsin bilmecem
    Öldüm ben nerdesin nere gidelim

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Anlatamadım

    Kendini savurur boşluğa doğru
    Alıp götürüyor hep mutsuzluğa
    Gözlerim kupkuru içimde ağrı
    Beni de düşürdü umutsuzluğa

    Vuslata örülmüş ölüm kıskacı
    Yüzüme yokluğun gizini sürer
    Kuşkulu hislerin yoktur ilacı
    Yer yer acısını bana da verir

    İdrâki atlatıp yürekten geçti
    Ruhumu çiğniyor hep adım adım
    Kahır yudumlattı hareler saçtı
    Baktım gözlerine anlatamadım

    Ömer Ekinci Micingirt

    Sükût Güzeli

    Bir çiçek bekledim ayazda gelen
    Ve güle rastladım her yanı titrek
    Nihayet ruhuma açtı kardelen
    O sükût güzeli söze ne gerek.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ____________________________________

    Yüreğin Ver

    Güz yüreğim sende açtı baharı
    İçine sığmayan bir koruk tayım
    Kimden kaptım hiç sönmeyen bu harı
    Hem sende kendimi aramaktayım

    Hüzün ikliminde gel sen hoş olur
    Ruhum doğar bahar olur kış olur
    Elin tutsam taşlar erir tuş olur
    Yüreğin ver yüreğimde tutayım

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Vuslat Nağmeleri

    Mahzun gözlerine kurban olduğum
    Gözyaşım ateşi söndü seninle
    Sen bendesin yüreğim sen bildiğim
    Pervaz eder ruhun döner benimle

    Yamaca yürüdük kaldırımlar taş
    Sessizce beraber git diyene dek
    Yeşil bürümüştü beni arkadaş
    Ben bir yorgun yolcu sense kelebek

    Göz göze gelmiştik yanağında ter
    Zümrüdî bakışın durgun elemli
    O sendeki hüzün bana da yeter
    Vuslat nağmeleri renginden belli

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________


    Şiir Anlatamaz

    Öyle bir azap ki içime atmış
    Vakitten vakite sarmala gel yâr
    Hasretle birlikte seni yaratmış
    Sesini duyunca ruhum kıpırdar

    Çok şeyin nabzıdır saçtaki aklar
    Sinenin feryadı yüreğin sesi
    Ağır teklemeler buzdan başaklar
    Bitimsiz şifadır aşkın zerresi

    Getirin bir buse yüzüme sürün
    Şiir anlatamaz işte o anı
    Güneşsiz mehtapta alıp götürün
    Soranlara deyin o artık fâni

    Gerçekler engebe rüyalar sızım
    Şu mübârek şehir öldürdü beni
    Sokak kalabalık ben hep yalnızım
    Bana anlatmayın gülü dikeni

    Derin hüzün sarar hep Uludağ’ı
    Fesleğen kokusu gelir sazlıktan
    Çaresiz sevdanın tek sığınağı
    Vuslat mı unuttum uykusuzluktan ________________________________________

    Gözleri vurdu

    Kavradı ruhumu feryadım durdu,
    Emsali olmayan sızı bıraktı.
    Yemyeşil panzehir gözleri vurdu,
    Ah deyip ayrıldım içimi yaktı.

    Uhrevi buğulu çocuk yüreği,
    Yanan yüreğimde sürprizler saklar.
    Belki bu yanmalar aşkın gereği,
    Şiir tulû eder sözü yasaklar.

    Beni hep o sarar gelir rengârenk,
    Şafağın bağrında yer gök uyanır.
    Nasıl anlatayım bu başka ahenk,
    Bilmem titrek kalbim nasıl dayanır.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Yeşerir

    Bir özlem var içimde
    Engin denizler aşar
    Güneş başka biçimde
    Dalga hep gece başlar

    Kim içimde tek şarkım
    Matemlenir yaralar
    Belki benim tek farkım
    Rengârenk makaralar

    Uludağ, Molla Arap
    Sarar gönlümde erir
    Mevsim bahar mı Ya Rab
    Sevdalarım yeşerir

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Sevdiklerim

    Kazılacak bir gün adım,
    Ne diyecek sevdiklerim.
    Yaklaşıyor adım adım...
    He diyecek sevdiklerim.

    Yüreğim var ellerinde,
    Ye diyecek sevdiklerim.
    Kalayım mı kollarında,
    Yo diyecek sevdiklerim.

    Namahrem hem helalime,
    Na diyecek sevdiklerim.
    Hazan düşer melalime,
    Ya diyecek sevdiklerim.

    Elvedâ der yâren canlar,
    Ve diyecek sevdiklerim.
    Azrail ve şadırvanlar,
    Bu diyecek sevdiklerim.

    Teker teker, birer birer,
    Hu diyecek sevdiklerim.
    Toprak rüzgâr ibrik su ver,
    Su diyecek sevdiklerim.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Sen Bendesin

    Canım sana can olsun
    Sözümüz Kur’an olsun
    Gözyaşım dört biryanda
    Yeşerip yâren olsun

    Ömür denen caddede
    Sen ben birde seccade
    O efsunlu harmanda
    Yaş dökelim hacca de

    Gezme rüya içinde
    Vakur nazlı biçimde
    Talih gizli ummanda
    Deliyim de, hiçim de

    Hem acaba desen de
    Renkler aynı desende
    Yürek sesi beyanda
    Sen bendesin ben sende

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Bahar

    Billur billur bahar köpürür her yan,
    Nakşeder sırrını cânân peş peşe ...
    Semavi orkestra hu senin deryan,
    Cezbeder muhabbet kardeş kardeşe..

    İnancın kalemi yazar derince,
    Vuslata açılır görenin sesi,
    Zihnim kâmil değil pek yeterince,
    Endişe terk etmiş hemen herkesi.

    Yine de ben derim bahar bir sera,
    Aşkın renkleriyle içimde huzur,
    Gönlüm son baharda götürse yâre,
    O’nun musikisi eyledi zuhur.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Sokaklar

    Nasıl oldu bilmem öyle bir anda,
    Yüreğiyle geldi taht kurdu birden.
    Rüya gibi aynı eşsiz cihanda,
    Kuşattı her yanım en derin yerden.

    Kaybetmek hissiyle hep nabzım durur,
    Vuslata erer mi acep bu rüya?
    Hep bazen yemyeşil bazen pembe mor,
    Dingin sokaklarda yattım uykuya.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________


    Nevhalar

    Rüya hele közleri, yakar mağmalar gibi,
    Gecenin nevhaları dökülür birer birer...
    Başlar ağlama sesi, delinir göğün dibi,
    Hissettiğim hendese benim içinmiş meğer.

    Ne bir ağlama mevcut ne bir nida sesi var,
    Hasretin gayyaları beni fecirden tanır
    Belki ulaşmak ister, gece yağmur ben rüzgâr,
    Yapayalnız o ve ben, gel demeye utanır.

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Tâlih

    Sıra sıra atlı ve piyadeler,
    Dolaşır beynimde neyin peşinde.
    Duyulur hıçkırık ve seccadeler,
    Tekrar çiçek açar asrın döşünde.

    Yeşilin ahengi yeşil göz deler,
    Sonun heyecanı beni yaralar.
    Arşın gölgesi hem kimi gölgeler,
    Tâlih vadisinde tek tek sıralar.

    Orada ölümler orda var baki,
    Orada erenler sözünü tutmuş.
    Düşündüm vallahi yatmamışam ki,
    Ömür denen yalan ruhumu yutmuş.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Hünkâr Köşkü

    Şu sevda ateşleri
    Gönlümün gözyaşları
    Hayat suyu bakışı
    Duvaklıdır kışları
    Şu sevda ateşleri...

    Etrafımda adamlar
    Cıvıl cıvıl kuşları
    Çığlık içime damlar
    Mecnun ya da eşleri
    Şu sevda ateşleri...

    Pek hüzün köşkün dibi
    Çatık gibi kaşları
    Surat aynı ben gibi,
    Tasa yağar yaşları
    Şu sevda ateşleri...

    Bazen ne kadar yakın
    Benle sobe taşları
    Beni bana bırakın
    Belki tâlih işleri
    Şu sevda ateşleri...

    Şahittir Hünkâr Köşkü
    Şahit köşe taşları
    Sarar yemyeşil aşkı
    Kuğu gibi dişleri
    Şu sevda ateşleri...

    Rengi renklerim tutmuş
    Terk ettim üç beşleri
    Kalbi kalbimi yutmuş
    Düşlerimdir düşleri
    Şu sevda ateşleri

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Sükût-u Lisan

    Uyan deli gönlüm kime varmışım,
    Dışım güler lakin içim hafakan.
    Yer yer engebeler, zonkluyor başım,
    Görünür bir ışık bilmem ne zaman.

    Ayrılık vaktine sözlerin kalır,
    Tutsağım ben sana mevzu derinde.
    Her gecem sabaha titrer mıhlanır,
    Bir yıkık söz saklı eşiklerinde...

    Sızlar kuytularım inceden ince,
    Yanar yüreğimi alır gözlerim.
    İçime ayrılık hissi gelince;
    Eşsiz bir hasretle dolar gözlerim.

    Sükût-u Lisan hem senle duyulur,
    Renklerin köpürür ruhuma eser.
    Vuslatım vuslata senle yol bulur,
    Gül, mahzun düşlerim senle gülümser.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Mor Düğün

    Apayrı işveyle yaktı sözlerin
    Sana o hasretten sunmayayım mı?
    Ruhumu kuşatmış mavi gözlerin,
    Şu yakan neşveye kanmayayım mı?

    Bendeki sır rüya, o gün sorduğun,
    Aşkın füsunu mu yoksa mor düğün
    Rikkatle bakınca vuslat gördüğün,
    O güzel adını anmayayım mı?

    Soldu tüm renklerim, ben nasıl şair?
    Bazen yeşil mavi bazen ve sair,
    Koşuyor gibiyim şehir be şehir,
    Geçmişin atına binmeyeyim mi?

    Masmavi bekleyiş geceye gebe
    Sahilsiz günlerde kalmaz engebe
    Köz olmak ne güzel, yıktım sebebe
    Seninle köz olup yanmayayım mı?

    Ömer Ekinci Micingirt


    Bir Akşamüstü

    Yağmurla gürleyip bulutla inle,
    Beni de dâhil et bükülsün aşkın.
    Yakala hüznümü mor gözlerinle,
    Hüzün damlaları süzülsün şaşkın.

    Bu başka hâsılat gençliğim yedi,
    Çok şeyler görürsün dön bana bak da.
    Ve derin sonsuzluk hep örseledi,
    Saatler yılları uğurlamakta.

    Var olan yok olan yakılan benim,
    Yokluğun çığlığı rüyalarımda…
    Hesap ırmağına dökülen benim,
    Titrek yakarış var, dualarımda.

    Aynen yaprak gibi rüzgâra karşı,
    Seherler üfürür zâr zâr yandırır.
    Geceye bağlarım yedi kat arşı,
    Bir deli uykudan hep uyandırır.

    Sükût ne beklersin gel beni sustur,
    Yüz vermez garibe neden ki sustu.
    Her şey O’na ait O’na mahsustur,
    Dayanır kapıya bir akşamüstü.


    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________



    Sükûtuma Yaslan

    Kan kırmızı düşler, yirmi dört saat,
    Hâl makam herkese açılmıyor ki.
    Dünya bu bitmez ki, çile nihayet,
    Zifiri zamanlar,içilmiyor ki.

    Nefesim bir soluk, aileden ırsi,
    Sıtmamsı bir durum, yer altan alttan.
    Döşüme yatırdım, edeple hırsı,
    Hırs edep ben de mi, oksa fıtrattan.

    Elliye yaklaştım, bizarım kırktan,
    Sabır taşlarımı yitirmişim hem.
    Bıçak emiyorum susuz çıkrıktan,
    Mavzerden dert yaptım, hançerden merhem.

    Mecnun serkeşim ben, dem diyecekler,
    Yok yok frengili, bendeki yürek.
    Huzurda upuzun, kim diyecekler?
    Vurdukça mor kazma, ses verir kürek.

    Sen de gel kazma vur, bin bir ah işit;
    Paramparça hüzzam, susar bu şehir.
    Sükûtuma yaslan, yaş dök ağla git,
    Hesap vakti ateş kusar bu şehir!

    Buz kar yağmur dolu, gözlerimde sis;
    Kitap yazdım oku, ay ışığında.
    Yılan çıyan gelir,cürmüme mahsus
    Feryadımı sakla, kırışığında

    Titrek sarsıntıyla buldum huzuru,
    Sonun eteğinde, öyle bir gece...
    Biraz keşke’lerim,biraz göz nuru
    Ağladım mezarım genişledikçe!

    Ömer Ekinci Micingirt

    Gönül Hırsızı

    Şiir gibi gözleri, mısra mısra sürüyor,
    Dostluğunun işvesi içime üfürüyor.
    Mavi yeşil pembe mor hüzün oldu dudakta,
    His kokan renkleriyle eşsiz soluk veriyor.

    Sabır üflüyorum hep, şirazesiz bu sızı,
    Ufuklara dökülse, terk etse ikimizi.
    Ezanlara karışsa nağmeleşen şafakta,
    Sen hep bende baş tacı, seni gönül hırsızı...

    Ömer Ekinci Micingirt

    Seni Düşündüm

    Bir ağır yolculuk azgın sularda,
    Yüzerken sultanım seni düşündüm
    Şeref ver rüyama gel uykularda,
    Sendedir gümanım seni düşündüm.

    Vuslat bestesiyle yolun gözlerim,
    Kurudu gözyaşım kurak gözlerim,
    Kokunla bezenen terin özlerim,
    Kavruldu her yanım seni düşündüm.

    Mecnundan beter ki benim hikâyem,
    Karıştı hicrana gitti sermayem,
    Bir tatlı hoş seda en büyük gayem,
    Verene kurbanım seni düşündüm.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Efsunlu Rüya

    Seni bekliyordum hemen ilerde
    Bu sendeki işve ağulu pıtrak
    Sitemi fark etmiş bizimkilerde
    Farkında değilsin uslup pek matrak

    Edep iffet sükun benim sultanım
    Musiki dinlerim ney nefesinden
    Bilmem ki nedense ateş heryanım
    Bir anda irkildim tatlı sesinden

    Yüzün alev alev kirpiklerin ok
    Bense hüzün ağı hisler karışık
    Böylesi görmedim başka yerde yok
    Bakma öyle bana sevdalı âşık

    Efsunlu rüya yâr yaklaş kaçırma
    Büyüle ruhumu Itrili sesle
    El ele verelim gel hele durma
    O’nun bestesiyle beni de besle

    Ömer Ekinci Micingirt

    Vuslat Deme

    Vuslat deme uhrevisiz her aşka
    Geceleri ses gelirdi derinden
    İçimdeki fısıltılar bambaşka
    Hissiyatın kopup gelir yerinden

    Sırlı rüya unutamam hisleri
    Hüzün nevhaları içimde zar zar
    Sana versem içimdeki sesleri
    Ümit kuytularım ensende yaşar

    Ömer Ekinci Micingirt


    Gizemli Renkler

    Hüzün yamaçlarım neşve bezenmiş
    Bir müthiş cümbüşün bucağındayım
    Gülün fısıltısı vadiye inmiş
    Gizemli renklerin kucağındayım

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________



    Musikin Olayım

    İçimdeki sevinç sahilsiz ada,
    Zorun kuytuları içimde yaşar.
    Sanma yıkık sevdam ölür dünyada;
    Hep seni, hep seni, hep seni arar.

    Yer yer kapışırım yokluk sesiyle,
    Boşlukta bekleyen esirler gibi.
    Hazan gölgesinde ağlasam bile;
    Gözyaşım hecesiz nesirler gibi.

    Gece dökülürken dağın döşüne,
    Kuşatır yamacı gölge gerilir.
    Kimler bakıverir fecrin peşine,
    Bendeyse matemsi sala verilir.

    Karalar bağlamış yorgun notalar,
    Uzatma bir tanem gel ara ara.
    Hatıran bendeki tatlı yaralar,
    Musikin olayım senli bahara.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Gölgeni Görüyorum

    Yaş döken hecelerle, ben hep sana hasretim,
    Sadakatin iksiri ve üslubun mihengi.
    Sen apayrı bir mâna, sen büyülü kesretim,
    Hiç olmanın ötesi, sen hiçliğin ahengi.

    Ve zamandan bihaber, zamanı yoruyorum,
    Şuh kuşatan iklimde şafaklar tez ağarır.
    Az ötede her yerde, gölgeni görüyorum,
    Var edenin hazzıyla, ruhum hep sana varır.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Belki

    Her gece bir sokakta
    Eyüp sabrı duyulur
    O yok ve ben yatakta
    Bir acayip şey olur

    O benden de elemli
    Yansın geceler yansın
    Fer yok yüreğim demli
    Biri bana dayansın

    Tat kalmadı damakta
    Duygu nefesim keser
    Kapı gıcırdamakta
    Belki gelir gülümser

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Dinliyorum

    Bakışların dizseydim, hecelerin yerine,
    Hüzünlü bir edayla sabahın sularında...
    Ruhumun çığlıkları, aksaydı içerine,
    Uyanırdı gözlerim, tenha uykularında,
    O gözlerin dizseydim, hecelerin yerine.

    Kalbim ateş yağıyor, irade yeksan yerle,
    Sensiz o günden beri, derinden inliyorum.
    Sen yokken yıkanırım, simsiyah köpüklerle,
    Veda yok dönemeçte, havf,reca dinliyorum,
    Kalbim ateş yağıyor, irade yeksan yerle.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Neredesin Can

    Zannını geçmekse,seyir hem madem;
    Hiçliği değişmem, saraya yat’a.
    Ademiyet benim, asli ifadem
    Ruhum feda olsun büyük sanata!

    Kafam boş gönlüm boş, bitti takatim,
    Acizlik bu olsa, insanlık hâli...
    Sanmayın üç dörtlük tek liyakatim,
    Bende ki bu acı hâlin vebali?

    Yönelişim Ona, neredesin can?
    Aşk bir arayıştır, belki arifi.
    Zıtları cem eyle yüreğimde yan,
    Belki aşk yanıştır, var mı tarifi!

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Gecelere Sordum

    Köz döken gözlerim aleve sabret
    Gözler tasavvuru ateşe verir
    Belki göz yaşlarda gizlidir ebet
    Aşkı düşündükçe ruhum yeşerir

    Bende anlamadım bendeki huyu
    Bazen renksiz kalır bazen pembe mor
    Günbegün tükenir beynimin suyu
    Rüya ikliminde sanki kudurur

    Donakalır rüya ve sonra biter
    Nasıl anlatayım bilmem ki bunu
    Uyanırım baygın dört biryanım ter
    Gecelere sordum derin uykunu

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Yıka Gözlerinle

    Gökte bulut gibi, yerde dupduru,
    Kılıçtan keskinsin ve kıldan ince.
    Sen hep ağlamaklı bense kupkuru,
    Bana ölümü ver, ölmeden önce

    Sonra mahsun mahun çağırana bak,
    Birlikte yıkasın, pak tenimizi.
    Hissiz duygularla ağlaşsın sokak,
    Hırsızlar yıkasın bedenimizi.

    Kefenin içinde, sarıl sar bırak,
    Fırsat melekleri gelmeden önce...
    Yıka gözlerinle öp ıslanarak;
    Bana son kez dokun haber gelince!

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Ruhumu Sular

    Sen gri tebessüm, bense hep çile,
    Sevinç hüzün keder kimden yadigâr!
    Yaşımı hüznüme saklasam bile;
    Gerçekte acının derin izi var.

    Derdime yol buldum hicran iziyle,
    Bak heder olmuşum yalan mı söyle.
    Aşkın yumağıyla, varlık gözüyle,
    Kalbine hükmeden, filan mı söyle!

    Gözyaşın, sitemin yakarışların,
    Gecemi, günümü, rüyamı sardı.
    Çok şeye gebedir ses verişlerin,
    Gelir mi bilmem ki zamanın ardı.

    Hem beni ararsan gözyaşına bak,
    Duygunun hem demi bağlar hayata.
    Acı bir melodi yaşlar muhakkak;
    Geç kalmak elde mi, bizde mi hata!

    Umuttan azâde, açma arayı,
    Yüzünün neşvesi ruhumu sular.
    Sen benim gönlümün, sükûn sarayı,
    Emekle boy verir yüce duygular.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Koşuyor

    O titrek bir ceylan bekliyor hâlâ
    Sükûtu duyulur her an gün boyu...
    Hep benle beraber hep benim ile
    Dertleri boşaltır derin uykuya

    Ürperten yalnızlık ve yokuş diyar
    Yürüyor geceye boyun bükerek
    Bazen bir ilkbahar, zemheri yer yer
    Boşluğa koşuyor beni çekerek

    Ömer Ekinci Micingirt

    Sultanım

    Aklı irâdeyi attım da geldim,
    Zaafım ruhumu gerdi sultanım.
    Gâm keder üzüntü sattım da geldim,
    Duygular hükmüne erdi sultanım.

    Dirilten deryâya daldım sizinle,
    Çilenin zevkini aldım sizinle,
    Aşk ile hizâya geldim sizinle,
    Mevlâna Şems’ine vardı sultanım.

    Semâvi bahçede hisleniyordum,
    Dökük hecelerle sesleniyorum,
    Yaş döküp markata yaslanıyorum,
    Avluya heybetli girdi sultanım.

    Perdeyi terk edip geçilse bile,
    Bu hayat bir hâyal belki aşk çile,
    Pişmanlık ötede boşa nafile,
    "Yâ Râb Ben Pişmanım" derdi sultanım.

    Küfrün gayyâları hâşâ ne arar,
    İrem bahçesinde dirilten bahar
    Keşke nidâları peşinden rüzgâr
    Rahmet bulutları sardı sultanım.

    Gayrisi aslında şeytana secde,
    Çöl kokan yüreğim gelir mi vecde,
    Yol, hakka giden yol tövbe var hac’da,
    Yaş döküp diz çöküp durdu sultanım.

    Gerçeğin yolunu arayamadım,
    Bilmem ki ömrümü nere yamadım
    Kendimi kendimden koruyamadım,
    Zekâ beynimdeki urdu sultanım.

    Yalnızlık, Allah’a mahsustur derler,
    Asla eksik olmaz siz gibi erler,
    Sizle cennet olur mübarek yerler.
    Semerkand ne güzel yerdi sultanım.

    Sükûtun nasihat, ârifibillah,
    Her asra müceddid gönderir Allah,
    Ve "Hizmet Nimettir" koştum inşÂllah,
    Bir güzel kalbimden vurdu sultanım.

    Kimisi çorbayı yemeğe gelir,
    Kimisi emeksiz, emeğe gelir,
    Kimisi pişmanım demeye gelir,
    Ateş-i suzân ki nardı sultanım.

    Yeryüzü, gökyüzü, kışı, yazı var,
    Kâinat mührünün sizde izi var,
    Ve Hakk’ın perdesi, gönül gözü var,
    Yanık sinelere yârdi sultanım.

    Ve tövbeye koşar getirir tekbir,
    Her renkten her ırktan münafık kâfir,
    Dönmeyi unutur giden misafir,
    Kardeşlik postunu serdi sultanım

    İsmin yutkunurum, yeşerir vezin,
    En son müjdecisi sizler sonsuzun,
    Belki Varaka’sı son kılavuzun,
    Görmeden göreni gördü sultanım.

    Dost’un huzurunda konuşmak hata,
    Hâl makâma gider makam fıtrata,
    Senin olmadığın sensiz hayata,
    Şu Micingirt kördü, kördü sultanım.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Vebâlimsin

    Seninle beraber içimde huzur
    İç içe tutunmuş tek dalımsın sen
    İçten ağlamalar kalbim yoruyor
    Sonsuza yürüyen mecalimsin sen
    Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen

    Seninle kesilse bu ömrün hızı
    Sihirli duyulmaz masalımsın sen
    Vuslat mehabeti kaplamış bizi
    Ömrümün son vakti, zevalimsin sen
    Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen

    Hele de o mahzun bakışın var ya
    Vuslata uzanan hâl elimsın sen
    Mahmur bakışların köpüren derya
    Kaderin sunduğu helâlimsin sen
    Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen

    Ne mutlu vebâlin olabilene
    Dünya ve ahiret moralimsin sen
    Aşkı ifşa edip hele gel bana
    Renkli bir ceylanım, yâr alımsın sen
    Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen

    Yakarış kavuşmak, dua vesile
    Huzur sevgi hayret her hâlimsin sen
    Aşkta vuslat gizli, sevgide çile
    Sükût-i lisanım delalimsin sen
    Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen

    Sema yıldız ışık renk renk giyinmiş
    Yalnızlık çiçeğim ve balımsın sen
    Seyri güzellikler, ruhuna inmiş
    Bedenim şuurum, hayalimsin sen
    Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen

    Her şeye rağmen terk var gerçekte
    Matemim matemin melalimsin sen
    Mevla gizlemiştir vuslatı terkte
    Sen esen rüzgârım zülâlimsin sen
    Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Vuslat Ver

    Aşkta akıl iflâs, aşk ürkek ceylan,
    Bir şehri kuşatır, dünyayı yer yer.
    Adeta eriyen mum gibi her an,
    Bazen de cân verir canını ister.

    Aşk nedir mecnun kim Leyla ne söyle,
    Belki de hep yanmak, yanmak hep böyle,
    Allah’ım gayeyi hayırlı eyle,
    Sabır ve metânet birde vuslât ver.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Gözlerime Bak

    Vakti yoruyorum yine bendeniz,
    Beklenen liman var huzura doğru.
    Ne bir nefes kalır nede gölgemiz,
    Tıpkı Aras gibi Hazar’a doğru...

    Sönmüş ocak gibi ezelden yanık,
    Şehri mâtem basmış ben mi uyanık,
    Yüzümü okşayıp gözlerime bak,
    Arada bir can, mezara doğru.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Biz

    Öksüz iklimlerin kirvesiyiz biz
    Yüce gayelerin zirvesiyiz biz
    Geçmişiz, bu günüz, geleceğiz biz
    Sessiz yığınların hür sesiyiz biz

    Yunus’u hatırla, Mevlana’yı yaz
    Verenin arzusu yükselen niyâz
    Zulmü beyinlerden sileceğiz biz
    Bütün sesler bizde yâr sesiyiz biz

    Bir elimde nâğme bir elimde saz
    Hecelerin dili, hû avaz avaz
    Yükselen tebessüm, güleceğiz biz
    Çokluğa ser çekmiş var sesiyiz biz

    Kırdı tüm putları çöle düşen söz
    Ve "asr"a muştuyduk tarihe önsöz
    Vicdanları cennet kılacağız biz
    Fışkıran sükûnet er sesiyiz biz

    Zebercet iklimler, mevsim artık yaz
    Şaşarım yapana Hakk’a itiraz
    Sevdayı secdede bulacağız biz
    Issız sokaklarda nur sesiyiz biz

    "Gayesiz nasip yok" der; Sadi Şiraz
    Aklın bir hacmi var düşün, yaşa, sez
    Vecdin seslenişi olacağız biz
    Evlad-ı Resulün pir sesiyiz biz

    Gönüllere ziyâ, kubbelere iz
    Biz büyük milletiz tut ki serfinaz
    Meltem dalgaları salacağız biz
    Kutlu geleceğin mor sesiyiz biz

    Hep olmak isteme, hiçi dene az
    Hiçliği tatmadan dağlar aşılmaz
    Kulluk mertebesi alacağız biz
    Aşkla yanan dönen sır sesiyiz biz

    Vuslata vesile, miraçtır namaz
    Ve büyük gün var, bahtsız anlamaz
    Âhâd ne Samed ne bileceğiz biz
    "Râhman’dır, Râhim’dir" bir sesiyiz biz

    Avâmda kabâhat, ârifteki naz
    Kulluğa gerektir liyâkat biraz
    İdrâk der; ölmeden öleceğiz biz
    Hakk’ın divanında var sesiyiz biz

    Gerçek sâmimiyet hâl ile vaaz
    Kutsi fedakârlık erendeki hâz
    Ben, sen, o yok, "biz"de kalacağız biz
    "Lebbeyk Allah lebbeyk" tur sesiyiz biz

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Vuslat Sarığı

    "Eriyen erendir" der ehli kâmil,
    An olur nazar aşk gizinde olur.
    Hivâ,Yesî,Taşkent,nedir Şeyh Şâmil,
    O’na giden yollar izinde olur.

    Kulun râbıtası sonun merağı,
    İnancın renkleri közünde olur.
    Seherde sarmalar vuslat sarığı,
    Ve kutlu arayış özünde olur

    Azaptır kendine, kulun kendisi,
    Çehrenin zifiri hazzında olur.
    Lâkayt her sine ne efendisi,
    Çılgınlık cinneti vâzında olur.

    İçim hep burkuntu yaş oldu elli,
    Yanış tek birinin dizinde olur.
    Sonun tesellisi nabzımdan belli,
    Dönüş tekbirinin bezinde olur.

    Getir salâvatı, zirâ bir satır,
    Uhrevi derinlik sözünde olur.
    Korkutan gerçeği kim hatırlatır.
    Belki de bir veli gözünde olur.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Ölesin Ayrılık

    Ak düştü kaşıma hasret çekmekten,
    Belâsın ayrılık duyuyor musun?
    Vuslâtı unuttum sâbır ekmekten,
    Hilesin ayrılık duyuyor musun?

    Su gibi çağlayıp yel gibi estin,
    Dağları belleyip zamanı kestin,
    Mecâlsiz gecemde bir mâvi sestin,
    N’olasın ayrılık,duyuyor musun?

    Uykuyu giydirip geceyi soydun,
    Zamanı tarayıp mevsimi oydun,
    Sanki teneşire ölümü koydun,
    Salâsın ayrılık duyuyor musun?

    Bulutlar neşveli, yıldızlar sissiz,
    Neden ben çileli sen benden sessiz,
    Git ordan hâl bilmez,tasasız hissiz,
    Çilesin ayrılık duyuyor musun?

    Aşk sen ihânet sen, işkencede sen,
    Hüznün her kuşağı, her hecede sen,
    Azâpsın aşırı derecede sen,
    Bilesin ayrılık, duyuyor musun?

    Susman tıpkı Nemrut, konuşman belâ,
    Yüreğim ağzımda yaşarım hâlâ,
    Bu bâhtı karayı râhmete ala,
    Ölesin ayrılık, duyuyor musun?

    Leylâ’da ayrılık aşkın fermanı,
    Derdi halk eyleyen verir dermanı
    Ve sonun başında vuslât harmanı,
    Olasın ayrılık, duyuyor musun?

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________



    Geçecek

    Kuşatıp gecemi verdin acını
    Eşsiz duvarları atlattın tek tek
    Nasipse içersem hiç ilacını
    O gün bütün güller renk renk açacak

    Hep mağrip duygular ruhumu eler
    Sahilsiz koşturur sabahlara dek
    Zihnim hendesesi derin geceler
    İnşallah hayırla gelip geçecek

    Ömer Ekinci Micingirt

    Gözlerin Gizemi

    Bu bendeki neşe sevinç aşk senden
    Gözlerin gizemi ah neler neler
    Sen beni çıkardın küflü mahzenden
    Hem yaşanmışlıklar kimi örseler

    Yalnızlığa değer seni bulduysam
    Dokunur ruhuma rengi simânın
    Ne zaman bir yerde adını duysam
    Çığlığı olurum sensiz zamanın

    Yelken açıyorum masumca her an
    Coşkulara doğru "keşke"li yorum
    Bambaşka yaratmış seni yaratan
    Bütün engelleri lanetliyorum

    Ömer Ekinci Micingirt



    Çocuksu

    Tüm zamanlar rüzgâr olup estin de
    Ben sana savruldum tuttum ellerin
    Gözyaşlarım saklı gönül testinde
    Hislerime kattım esen yellerin

    Bulutlu yamaçlar, döndük inişe
    Sonsuza sevdalı sevinç endişe
    Salmıştım kendimi bütün peş peşe
    Eyyûb-i sabrım yok, uzat kolların

    Dua derinliğin içimde her an
    Şefkatle çarpıyor çocuksu sîmân
    Ne gösterir bilmem sevgilim zaman
    Ruhuma dökülmüş sıcak ellerin

    Ömer Ekinci Micingirt


    ________________________________________



    Neredesin

    İçimde akşamın mehtâbı kaldı
    Seyrine doyamam hoş manası var
    Aşka mahkûm ettin ömrüm çoğaldı
    Yüzün ben kokmalı ölene kadar.

    Yamaçta görürsen gölgemi şayet
    Koş gel kavuşalım Leyla’ya inat
    Hasret köz düşürür yakar nihayet
    Beni yakan ateş senide yakar

    Geldik gidiyoruz neredesin yâr
    Canımın nazlısı sende bir hâl var
    Şu hikâyemizi eylesen ikrâr
    Vuslata kapalı aşk neye yarar

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Ki

    Tasvirledim seni, hüzne sakladım,
    Yer yer gülümsedin, darılmadın ki.
    Yokun dudağında "ki" kucakladım,
    Siretin görüldü, görülmedin ki.

    Söküklerim arttı seni görünce,
    Zamanı unuttum,zamandan önce,
    Mısralar döktürdüm sessiz derince,
    Sükûta ram olup durulmadın ki.

    Üşüyorum yaklaş, hele tut beni,
    Kuşat güneşinle, sar ıslat beni,
    Bahtiyâr eyler ki bu vuslât beni,
    Kim bilir nerdesin, sarılmadın ki.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Sessizlik

    Muttasıl bakışlar yorgun ifâde
    Veyahut müşterek sözlere varmak
    Maksadı arz etmek sözden ziyâde
    Melali anlatmak belki yalvarmak

    Yine akşam yakın bilsen hayatım
    Ölümlü geceyi sağıyor herkes
    Vakit mışıl mışıl uyku bir atım
    Derin bir ürperti sessizlik tek ses

    Tesbih çekiyorum şeytana inat
    Mısralar yol yürür uykular tekler
    Şu mor dörtlüklerim kime emânet
    Alnı seccadede birini bekler

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Vurgunum

    Vurgunum ben tıpkı Kerem misâli,
    Toprağa yaprağa taşa vurgunum.
    Dokunuşlar vardır yoktur emsâli,
    Dertleri nasırlı yaşa vurgunum.

    Ömrümü uzattım ulu davâya,
    Koşturamam artık nefsi hevâya,
    Bir avuç aşk ektim deli sevdaya,
    Secdeyi titreten başa vurgunum

    Durgun vakitlerde öten boruya,
    Gergefi peteğe saran arıya,
    Yaşam şehvetinde o zor soruya,
    Âlemin hasreti beşe vurgunum.

    Süvâri bekleyen küheylanlara,
    Ölümü kuşatan Alparslan’lara,
    Vurgunum yarına, kutlu dünlere,
    Kubbesi çöl kokan taşa vurgunum.

    Kara sevda belki taptâze diyâr,
    Kaderi koynunda ikliminde yâr,
    İki gözü çeşme Rabia’lar var,
    İffet abîdesi eşe vurgunum

    Sözlerim mülteci solmakta sesim,
    Lisan-ı hâfi mi acep nefesim,
    Nerdesin ıstırap, nerdesin âsım,
    Son ilkbahar, güze, kışa vurgunum.

    Ömer Ekinci Micingirt
    ________________________________________

    Bakışın

    İhlâsın renkleri sendeki hayâ
    Bakışın yeterli beni ihyâya
    Hislerin büyüsü apayrı bahar
    İbrişim örülü sendeki maya

    Bulut gibi yüzün benzersin aya
    Sensizlik içinde başladım Hayy’a
    Hep, hiçlik uğruna meçhullerim var
    Ve O’na sığındım Emri Rızâ’ya

    Ömer Ekinci Micingirt

    ________________________________________

    Sensiz

    İçimi yakıyor sevdanın tülü,
    Bu gün yine geçti bir günüm sensiz,
    Kayboldu güneşim duman örtülü,
    Soymayın ölürsem atın kefensiz!

    Bir tatlı hasret ki her şey bilmece,
    Ümitle bekledim yine bu gece,
    Her günüm ızdırap her gün işkence,
    Yapayalnız ruhum çıplak, bedensiz...

    Çileyle yoğruldum daha ne kadar?
    Gözlerim kan revan yaşlar duadar,
    Yanarım sabırla böyleyse kader,
    Sevdam duman duman kavruldum sensiz.

    Yüreğim karakış temmuz ayında,
    Micingirt perişan kendi hayında,
    Aklım terki diyar aşk sarayında,
    Deli divaneyim cepsiz cepkensiz.

    Ömer Ekinci Micingirt

    Öyle Güzel ki

    Yosun gibi serin
    Ve ıslak mimiklerin tedirgin
    Öyle güzel ki bakışın

    Boşluklara koşuyorum seni görünce
    Körpe beden sessizliğin
    Seher yeli tıpkı saçların
    Yüzün dupduru yağmur bulutu
    Öyle güzel ki bakışın

    Yalnızlığın hasret
    Yokluğun tutsak gibi
    Gözyaşların inci, gülüşün toy düğün
    Sahi ellerin, ellerin sorma
    Uzat bana gözlerini
    Öyle güzel ki bakışın
    Öyle güzel ki

    22.11.12 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    Samimiyet

    Işıltılı yasakları terk
    Zifiri gecelerde gözyaşı
    Gözleri kapadığında
    Madde ötesine yelken açmanın adıdır
    Samimiyet…

    Her şeye rağmen
    Gerçeği tespitte harcamak mısraları
    Kalbi dudağa yapıştırarak
    Tefekkür yudumlarken
    Hiç olmaktır samimiyet
    Hiç!

    Çalışmak
    Yatağa baş koyunca hesabı sağlam yapmak
    Yıkmak nefsin heykellerini
    Teker teker…

    Çilenin doruğunda
    Şükrü unutmadan yol almak
    Zincirleri kırmaktır samimiyet
    Yârin uğruna

    Nakış nakış sükût örmek
    Tebessümle zamanın imbiğine…
    Derilere nasır
    Saçlara kar yağdırmaktır
    Usus usul derinden

    Bir mecnun gibi yanık ve sevdalı
    Bazen bir sarhoş gibi uyanık
    Ve tespih gibi efsunlu
    Ezgisidir insanlığın
    Samimiyet

    Takvanın semeresi cennetin meyvesidir
    Ve aşkın göz bebeği
    Liyakattır teslimiyettir
    Seslenişi idrâk mantığa takılmadan
    Sıdk ile inanmak ümitle
    Korkuyu unutmadan…

    Emânete sadakat, mesuliyeti fark etmek
    Gerçeğe ermektir tevazuyu kucaklarken
    Taş gibi çözülmeden
    Güven veren üslupla
    Nefse kement vurmaktır
    Tıpkı Bilal gibi çileli ve hüzünlü

    Sırra vakıf, zevke uzak çileye yakın
    Hamza’nın kahramanlığı gibidir samimiyet
    Hamza’nın kahramanlığı!

    02.11.12 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    Şiir Yaz Bana

    Bana şiir yaz
    Vuslâtın ritmiyle
    Isıtsın güneş gibi
    Umutlar vaat etsin
    Geleceğe yön versin
    Saadet devrini hatırlatsın

    Şiir yaz bana şiir
    Züleyhalara haykırsın sessizce
    Yusuflar duyana kadar, birer birer
    Hislerim sindire sindire
    Yeşeren soluklarla

    Teveccühe kalk
    Gecenin bir yarısı
    Ciddiyetle latifeyi unutmadan
    Emanete sadakatle
    Gözyaşını mürekkep
    Tebessümü kalem ederek
    Şiir yaz bana

    Bana şiir yaz
    İçinde elvedâ olmayan
    Mâtem söylemeyen
    Hep çileyle dopdolu

    Mûsikiler yakarak
    Takva zırhı takarak
    Sonsuzluğa bakarak
    Şiir yaz bana
    Şiir…

    10.09.12 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    Gözleri Görün

    Gözler gerçekte toprak kevser denizlere renk
    temiz koyu kahve
    gözler masmavi

    Ve inleyen bakışlar ümitle bakan gözler
    billur billur yemyeşil ve âlâ

    Kâh fişek gibi tıpkı mermisiyle zımbalar
    Kâh efsunlar insanı
    Bazen taşı çatlatır

    Çok şeyi müjdeler hükmeder saltanata
    süzerek perde perde
    pırıl pırıl vefakâr

    Yanışın muştusunu alev alev tüttürür
    damla damla yağar görünmeyen
    kadim yüreklere

    Gözler görüyorum gözlerimi
    sessizce tan yeri ağarırken
    baharı gözleyerek

    Bahsetme gözsüzleri
    Firavunla atbaşı
    ki başka bir muamma

    Birde ölümsüz gözler
    sonsuzluğa kementli
    sanki nurdan
    küheylan

    Ah gözler ah
    sevinç keder hicran der
    ızdırap der hüzün der
    çile de der
    çile de…

    Ömer Ekinci Micingirt

    Gözler

    Rengârenk tılsımlı nurdan örtülü
    Sihirli türküler anlatır gözler
    Hüzünle yayılır sevdanın tülü
    Sevdayı içime damlatır gözler

    Göz vardır mercandan sarayı görmez
    Göz vardır gönülde yarayı görmez
    Göz vardır simsiyah karayı görmez
    Bazen de kafayı demletir gözler

    Çisil çisil endam adeta peri
    Göz vardır kıskanır kır çiçekleri
    Göz vardır çok özel kalbimde yeri
    Bir başka musiki dinletir gözler

    Göz vardır insanı nara götürür
    Göz vardır yareni yara götürür
    Göz vardır adamı gora götürür
    Civanı nazarla gümletir gözler

    Elası mavisi yeşili vardır
    Hüzünlü vefalı neşeli vardır
    Ceylanı elvanı cilveli vardır
    Duyguyla mesajı anlatır gözler

    Göz vardır kehribar Bilal’a benzer
    Göz vardır bal gibi şifalı anzer
    Göz gördüm kahveden gönlümü bezer
    Sevdalı gönlümü nemletir gözler

    Renk renk çeşit çeşit gözler var ama
    Sevda bilmezlerde şifa arama
    Merhem oldu yeşil gözler yarama
    Gören soluklarla sonlatır gözler

    Gören göz aradım derinden sessiz
    Boyasız sürmesiz riyasız süssüz
    Sevdaya sevdalı sevdası eşsiz
    Yaralı Ömer’i inletir gözler

    30.06.2006 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    İklimin Olayım

    Yoksa boğulurum uzat elin ver
    Beni itekleyip ırmağa attın
    Büyülü duygular hoş seslenişler
    Füsunkâr tatları benimle tattın

    Seven sevdiğine kapı aralar
    Vaktin uzunluğu kimin günâhı
    Benli hasret değil vuslat yaralar
    Aynen kabir gibi sabrın eyvâhı

    Bu nasıl seyahat yolcu nerdesin
    Gündüzler çok ağır geceler çetin
    İklimin olayım hangi yerdesin
    Bensiz iki büklüm senin hicretin

    Ömer Ekinci Micingirt

    Ağlatmam Seni

    Acı gün dileyip gözyaşı versen
    Versen de ben artık ağlatmam seni
    Tarumar eylesen çulumu sersen
    Sersen de ben artık ağlatmam seni

    Yüreğimde yeşer hüznün ver ya da
    Hazan çiçeklerim gitmesin yâda
    Senden başka kimin var ki dünyada
    Dersen de ben artık ağlatmam seni

    Gün dönümü saça düşen ağlarım
    Duygu sardı yine yürek dağlarım
    Mevsim hazan sorma niçin ağlarım
    Sorsan da ben artık ağlatmam seni

    Bende keder sende sevinç neşe var
    Yaşım daha hele elli beşe var
    Yorma beni güneş doğar kışa var
    Yorsan da ben artık ağlatmam seni

    Senle ben sevmişim giz’li çilemi
    Çilelerde saklı aşkın kelamı
    Fırlatıp başıma vursan kalemi
    Vursan da ben artık ağlatmam seni

    Bendeki sessizlik huzurun sesi
    Sükûtu heceler hece ötesi
    Gelsen doluverse vuslat teknesi
    Dursan da ben artık ağlatmam seni

    06.01.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    --------------------------------------------------------------------------------


    Dar Vâkit

    Tasvirledim doyamadım
    Ay çehreli güneş neymiş
    Ses buğulu duyamadım
    Yüreğimde çalan ney’miş

    Akşamüstü kışa doğru
    Öpüyorum yaş gözleri
    Koşuyorum boşa doğru
    Akîk, Necef hoş gözleri

    Kaçıyorum satır satır
    Tenhâlarda içim sızlar
    Biraz sitem ve hâl hatır
    Dar vâkitte hû avazlar

    04.01.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    --------------------------------------------------------------------------------

    Aşk İle

    Anlatabilecek kafamda nice
    Dörtlükler sakladım beyitler ile
    Hep seni seyrettim sessiz gizlice
    Markatlı beldede seyitler ile

    Sana emin dedi bahtsızlar bile
    Yaş döktü o kütük dile gelince
    Sokakta kahkaha bendeki çile
    Yer-gök raks ederdi yüzün gülünce

    Gözleri mâbedim özlemin mihrâp
    Kölesi olayım ömür boyunca
    Gönlümün fermânı aşk olsun yârâb
    Yandıkça yanayım ismi duyunca

    Ömer Ekinci Micingirt

    ------------------------------------------------------------------------------

    Hâlâ Gelmedin

    Unutamadığım ismin andığım
    Mor çiçekler açtı hâlâ gelmedin
    Nerelerdesin sen yârim sandığım
    Kasırgalar geçti hâlâ gelmedin

    Kimseler duymasın gözlerime bak
    Ben sende kavruldum güneşte toprak
    Gel firar bahçemde uç yaprak yaprak
    Zaman zehri içti hâlâ gelmedin

    İffet reçinesi tenha geceler
    Zihnim muallâkta nasıl niceler
    Sükûtu besleyen derin heceler
    Vakitlerim kaçtı hâlâ gelmedin

    Uzun hava çaldı bam telimde dün
    Ezgisi masmavi gözleri yosun
    Sensiz çığlığımı duyuyor musun
    Ömre ömür biçti hâlâ gelmedin

    İçli metinlerim as adım adım
    Bir yığın sözüm var birkaç saatim
    Yüreğim yanıyor anlatamadım
    Öldüm gece üçte hâlâ gelmedin

    Ömer Ekinci Micingirt

    -------------------------------------------------------------------

    Anlatamam ki

    Kimse anlayamaz bendeki hâli
    Bir deli sözcüğü anlatamam ki
    Ömrümü tükettin bildim bileli
    Anlat deme bana anlatamam ki

    Hüznü kucaklarım matemle her an
    Sürüyen yazgı bu benle numayan
    Bir sabah çıkıver kapıya dayan
    Anlat deme bana anlatamam ki

    Açıver yüzünü özledim gene
    O mahmur bakışla bakmayı dene
    Vuslat yakın olur duâ edene
    Anlat deme bana anlatamam ki

    Gözyaşı yolladım yazı kadere
    Ölüm çığlıkları bizdeki töre
    Senle doğdum senle öldüm bin kere
    Anlat deme bana anlatamam ki

    Bakışın kıvılcım üslup hâralı
    Zümrüdî iklimin mahzun maralı
    Dörtlükler acemi bağrım yaralı
    Anlat deme bana anlatamam ki

    Ben hep seninleyim sen yoksun yine
    Sensizlik ne zormuş koşup gelsene
    İffet abidesi, şirin çingene
    Anlat deme bana anlatamam ki

    09.11.12 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    -------------------------------------------------------------------

    Sevi

    En aşkın sonbaharı, âşıklarsın narası,
    Takatimi eşeler, duyguların yarası.
    Çile heceliyorum, daha dörtlüklerde var,
    Yeşillere bürünür, gözlerimin karası.

    Ben hüzünler sağdıkça, yağmur gülümser gökte,
    Hissiyatım toy düğün, çok şey saklı yürekte.
    Mevsimin serinliği, yer yer ters eser rüzgâr,
    Gidin bakın asılı, hıçkırıklar direkte.

    Huzur besle micingirt O’na sergile varın,
    Sevi almadan vermek, sevmek çocuktan nârin…
    Gerekirse dizüstü ona koşmak bir ömür;
    Muhâbbeti vuslatsa, git yolunda öl yârin!

    Ömer Ekinci Micingirt

    -------------------------------------------------------------------


    Aşk Olsun

    Anlatabilecek kafamda nice
    Dörtlükler sakladım beyitler ile
    Hep seni seyrettim sessiz gizlice
    Markatlı beldede seyitler ile

    Sana emin dedi bahtsızlar bile
    Yaş döktü o kütük dile gelince
    Sokakta kahkaha bendeki çile
    Yer-gök raks ederdi yüzün gülünce

    Gözleri mâbedim özlemin mihrâp
    Kölesi olayım ömür boyunca
    Gönlümün fermânı aşk olsun yârâb
    Yandıkça yanayım ismi duyunca

    08.01.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt


    -------------------------------------------------------------------


    Aşk Hizmettir

    Aşk öyle bir yanış ki; yananlar anlar,
    Mevcudata hizmettir, aşk heyecanlar.
    Tasavvuf gerçekte aşk, aşk yaşayanlar,
    Aşkta ısınamazlar, ısıtmayanlar…

    17.01.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    -------------------------------------------------------------------

    Aşkı Helâl

    Vuslat bilmez neşvelerdir sensiz aşk
    Sevda besler çile tüter sonsuz aşk
    Ar kalmadı düğünlerde toylarda
    Mecnûn gibi yanar mı hiç donsuz aşk
    Vuslat bilmez neşvelerdir sensiz aşk

    Leylâ sesi fısıldaşır zânsız aşk
    Hiç olur mu hissiyatsız cansız aşk
    “Bir” kalmadı en cezbeli aylarda
    İstikâmet müstakimdir yansız aşk
    Leylâ sesi fısıldaşır zânsız aşk

    Tek menzildir aşk-ı helâl “ben”siz aşk
    Tutsağıdır her zilletin dinsiz aşk
    Sır kalmadı aşk denilen şeylerde
    Boş hırıltı Ona rağmen Onsuz aşk
    Tek menzildir aşk-ı helâl “ben”siz aşk

    23.01.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    -------------------------------------------------------------------

    Yitiğim

    Benzersiz realite, tüllenir ara ara,
    Bu öyle bir güzel ki bahar verir bahara.

    Dökülecek bak yine derdimin huzmeleri,
    Ona Leyla dedirten, gözyaşı hızmaları…

    Sancılı günlerdeyim, oldukça doludizgin,
    O benden de perişan, o benden daha üzgün

    Ey yitiğimin ruhu, saba es sen ıraktan,
    Vuslatın işvesiyle kâinattan topraktan…

    Sen içimde teberrük, eski hatıra gibi,
    Sükûnumun mayası sen gönlümün edibi…

    Ömer Ekinci Micingirt



    Ağladı

    Yüreğim nigârdır susmuş dedim de
    Çevirdi yüzünü güldü ağladı
    Tasvirler izâha küsmüş dedim de
    Unuttu gülmeyi daldı ağladı

    Sabrı çekiyorum vaktin benzine
    Benim gibi hüzün geldi yüzüne
    Bilmezleri sardım hasret bezine
    Aklımdan geçeni saldı ağladı

    İlan-ı aşk yoktur aşk bahçesinde
    Yalnızlık birikir yâr bohçasında
    Sessiz bir yorgunluk var lehçesinde
    Peşimden namazı kıldı ağladı

    Titreyen elleri saklıdır giz’de
    Mevsimler tükendi gitti bu yazda
    Sevenler ölmezmiş duydum vaazda
    Her gece uykumu böldü ağladı

    05.02.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    -------------------------------------------------------------------







    Aşkı Huzur

    umutlarım gürül gürül
    eskittim kuşkuları
    elma şekeri çocukluğum
    sevda şerbeti sürdüm dilime
    ve hasadım taşlı tarla
    aşk kaçmış gözlerime

    gecelerin zifrine ne destanlar sakladım
    koşuyorum sabır taşlarını dökerek
    öfkem cehennem
    yeşillerim kar altında mevsim uzun
    sözlerim utangaç gözbebeklerim ustura
    yüreğim gecekondu
    ya yürüyüşüm yürüyüşümü sormayın
    çakırkeyf şizofren sarhoş
    yaş gözlerim
    gözlerime aşk kaçmış

    vuslat sokağına nedamet toprağı sermişim
    avuç dolusu acı küfeler dolusu hüzün
    gam keder fedakârlık zaman bakış
    hasret şarkıları söylüyorum
    tespite vasıta benim bahçenin
    yediverenleri
    huzursuzluğum kaç bahardır
    mısralarım dargın ve yorgun
    ve eskidim
    neredesin aşk-ı huzur

    aşk mavisi dörtlüklerim şiirlerim pek artist
    cümlelerim sihirli hecelerim tabutluk
    sahifeler ayışığı yazdıklarım muâllakta
    gözlerime aşk kaçmış
    aşk kaçmış gözlerime

    08.02.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    --------------------------------------------------------------------------------


    Yâr Nerdesin

    Senle doldu aşkın bendi
    Neredesin çok özledim
    Efkârlandım ruhum dindi
    Neredesin çok özledim
    Çok özledim yâr nerdesin

    Tükenmiyor günüm ayım
    Tütüyorum dumandayım
    Boşluktayım zindandayım
    Neredesin çok özledim
    Çok özledim yâr nerdesin

    Tükendikçe var görüldüm
    Ruhum mahpus hür görüldüm
    Mavi yeşil mor görüldüm
    Neredesin çok özledim
    Çok özledim yâr nerdesin

    Koşuyorum aşk iline
    Kurban olam hoş diline
    Ruhum değdi menziline
    Neredesin çok özledim
    Çok özledim yâr nerdesin

    Senle geldi yaş gözüme
    Hiç katmışım çok azıma
    Düğümlendi boğazıma
    Neredesin çok özledim
    Çok özledim yâr nerdesin

    07.02.13 Bursa

    Desinler

    Sevgilim otağım yürek ocağım
    Göğe kurşun sıkıp aşk vuracağım
    Sensiz kavgaları durduracağım
    Kimin divanesi sarhoş desinler

    Sensizlik kaygısı sardı sinemi
    Gülüşün katresi yoksa bene mi
    Ben sendeyim sende gördüm ene’mi
    Kimin pervanesi koş koş desinler

    19.02.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    Büyüler

    Ay ışığı gibi kalp atışları
    Sükûtu yaydıkça çiçekler solar
    Hasret yudumlarım günbatışları
    Mahzun ıssızlıklar içime dolar

    Rahmete sığınıp kuytuya yattım
    İzahı imkânsız uykular tattım
    Çok şeyler izledim gözü kapattım
    Rüyayı büyüler birazdan gelir

    25.02.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    Ki

    Tasvirledim seni, hüzne sakladım,
    Yer yer gülümsedin, darılmadın ki.
    Yokun dudağında “ki” kucakladım,
    Siretin görüldü, görülmedin ki.

    Söküklerim arttı seni görünce,
    Zamanı unuttum,zamandan önce,
    Mısralar döktürdüm sessiz derince,
    Sükûta ram olup durulmadın ki.

    Üşüyorum yaklaş, hele tut beni,
    Kuşat güneşinle, sar ıslat beni,
    Bahtiyâr eyler ki bu vuslât beni,
    Kim bilir nerdesin, sarılmadın ki.
    Neredesin
    İçimde akşamın mehtâbı kaldı
    Seyrine doyamam hoş manası var
    Aşka mahkûm ettin ömrüm çoğaldı
    Yüzün ben kokmalı ölene kadar.

    Yamaçta görürsen gölgemi şayet
    Koş gel kavuşalım Leyla’ya inat
    Hasret köz düşürür yakar nihayet
    Beni yakan ateş senide yakar

    Geldik gidiyoruz neredesin yâr
    Canımın nazlısı sende bir hâl var
    Şu hikâyemizi eylesen ikrâr
    Vuslata kapalı aşk neye yarar

    Ömer Ekinci Micingirt


    Sitem

    Deşmek değil benim derdim yaranı
    Seni yoruyorum yine bendeniz
    Gölgeme değmişti masum gölgeniz
    Gitti Leylâ gibi açtı aranı

    Benim sitemlerim ezelden yanık
    Senli uykularda sensiz uyanık
    Rüyalar göresin gözlerime bak
    Sonra el basayım gönder Kur’an-ı

    19.03.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt


    --------------------------------------------------------------------------------

    Yak Beni

    Göm kalbine boşluğun parmaklarını
    dinle kendini üzüntüdesin
    tükür öpücükleri
    aşkın çekirdeğine
    eri tüken
    yok ol

    Kanat gözyaşlarımdan başla
    yıllanmış oluyorum sensiz
    enkaz şiirler
    ve ben

    Dinle kendini artık üzüntüdesin
    salıver güzelliklerini
    gel zaptet beni
    yak beni serinlet
    erit tüket yok et
    yak beni
    yak

    11.03.13 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt


    --------------------------------------------------------------------------------

    Gel de Anlatıver

    Uykuyu solukla gel bende uyan
    Demirlerle kaplı sedire yasla
    Hasretimle kırpış yüzümle boyan
    Yüreğin tutayım hoş iltimasla

    Kuytular tertemiz sensizlik izi
    Sabretmek gerek ki olsun meyvası
    Ötenin gölgesi aşkın temyizi
    Yosmalara mahsus nefsin hevası

    İzânı eskimiş arda kördü hep
    Namusluda namus namussuz da et
    Engerek çıyanlar zânnı ördü hep
    Bakışı hâinlik sözü necaset

    Aşkın derinliği vakitlere bent
    Ömürlere ömür doğuşa ebe
    Kim bilir belki de Leyla’ya kement
    Gel de anlatıver aşkı merkebe

    08.03.03 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    Tuttuğumsun

    Tanyerinde mehtâbım, gözyaşımda buğumsun,
    İffetinde gizlenen, seyrangâhım kuğumsun.
    Hasretimde teberrük, cigaramda dumanım;
    Yüreğinden kıstırıp, elinden tuttuğumsun!

    20.02.12 Bursa

    Ömer Ekinci Micingirt

    Yanık Hüzün

    İçime dökülür ruhun anbean
    Kahreden sessizlik başlar feryada
    Hislerin söktüğü şeydi haykıran
    Mest eden çehrenle yetiş imdada

    Bir tatlı tebessüm uzun uzun bak
    Gözlerin içine kendimi saldım
    Bahtımı büyüle yazgıyı bırak
    Düşlerin düşledim hep kalakaldım

    Şiir yüreğime hece hece git
    Yanık hüzün sarmış yine her yanı
    Belki bir tevekkül belki de ümit
    Aşkın defterine kaydet bu anı

    Ömer Ekinci Micingirt

    Müstesnam

    Bin bir tını geliyor üfül üfül sesinden,
    Aç kapını müstesnam cümle âlem duyulsun.
    Gel beraber içelim iffetin testisinden,
    O efsunlu şarkılar aksın içime dolsun.

    Söyle müstesnam söyle hırçın celalin nedir?
    Şu firavun sahilde yürüme nazlanarak...
    Tıpkı bir kuğu gibi tütüyorsun masmavi,
    Gözlerimin içinde aşk vakti gizlenerek…

    Ömer Ekinci Micingirt

    Yüzün Döküle

    İster konuş, ister sus,
    Sırla el ele verdim.
    Gül gülümle mukaddes,
    İsmini güle verdim.

    Her lahza hasret çekmek,
    Tükendim ben vesselam.
    Aşk yaraya tuz, ekmek,
    Ben beni sele verdim.

    Nam, nişan güle güle,
    Kendimi yere serdim.
    Bensiz yüzün döküle,
    Ruhumu bile verdim

    Ömer Ekinci Micingi

    Maksat

    Kuşat azabım dindir
    Her kuytu avaz avaz
    Ses ve mahrem senindir
    Sus terk eyle mânâ yaz

    Sözlerin yorgun gibi
    Koşa koşa aksadı
    Ülke boyu terkibi
    Aşıyor bu maksadı

    Hissedersin hem madem
    Nerde şimdi çilekeş
    Aşk meşk değil ifadem
    Renk koku ses diriliş…

    Ömer Ekinci Micingirt



    Ömer Ekinci Micingirt Tüm Şiirleri



    * Şiirde gördüğünüz yazım hatalarını vs. düzeltmek için:
    Şiirin alt kısmında bulunan yorum yazma formundan Yorum yazınız...

    (c) Bu Şiirin her türlü telif hakkı Şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

    * Sitemizde bulunan şiirler,şairinden izin alınmadan
    ve kaynak gösterilmeden hiçbir şekilde kullanılamaz.

    Bu Şiiri Facebookta Paylaş:


    Facebook'ta paylaş
     | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

    Yorumlar


    Henüz Yorum Yazılmamış


    Yorum Yazın

    Yorum Yazma Formunda İP Kaydı Uygulanmaktadır.
    Güvenliğiniz İçin E Posta Adresiniz Gizlenmiştir.
    ( Yorumlar Görüntülenirken Meiliniz gizli kalacaktır )



    KalınİtalikAltçizgiliLink  




    Arama Arama


    En Son Eklenen

  • Devamı..
  • iSTATiSTiKLER

    121 Şair ismi altında, toplam 3341şiir bulunmaktadır.

    Bu şiirler toplam5559608 defa okunmuş ve 778 yorum yazılmıştır.

    ZİYÂRETÇİ: