Üye Olacağım  |  Şifremi Unuttum  |  Aktiv. Emailim Gelmedi Email : Şifre :
Türk Halk Şiiri Ve Şairleri... Türk Halk Şiiri Ve Şairleri...

*** Türk Halk Şiiri Ve Şairleri ***

Halksiir.com Anasayfa | Forum Anasayfa | Kategori Dökümü | Kurallar | Chat | Tavsiye Et | İletişim

*** Şiir Bölümü Ve Şair Sayfaları ***


Forumda Kelime Ara :
Forum Diz :
Forum Hızlı Menu :
Forum >> Şiir Genel Bölümü... >> Şairlerimizden Alıntı Ve tanıtımlar...

Konu Okunuyor
Moderatör yok Bu kategorideki ziy.sayısı1 kişi aktif Bu konuya cevap vereceğim Bu kategoride yeni konu açacağım
9 Mart 2009 Pazartesi Okunma :Bugün 1 Toplam 7424 Konuyu Takip Listeme ekle Bu konuya cevap vereceğim
admin (SA)
Konu-100 : %25
Mesaj-5 : %10
admin
İSTANBUL
Erkek Yaş:47
Yazar
Teşekkür Et İçeriğe puan ver Üyeye mesaj gönder Konuyu arkadaşına öner Üyenin tüm kayıtları

Konu Okunuyor Necip Fazıl Kısakürek - Hayatı ve Eserleri... Toplam Puan:1
1 kişi oyladı Ort.(1)
#101Alt

26 Mayis 1904 - 25 Mayis 1983


HAYATI
ANA HATLARIYLA
ILK
NECIP FAZIL KISAKÜREK
BIYOGRAFISI
1904 - 1983

26 Mayis 1904'te, Persembe günü sabaha karsi, Istanbul'da büyük bir
konakta dogdu.
Kayitli bir secereyle, Alâüddevle devrinin Seyhülislâmi Mevlâna Bektût Hazretlerine dayanan ve Osmanogullarindan daha eski bir familya olan Dülkadirogullarina bagli 'Kisakürekler' soyuna mensuptur.
Babasi, Mekteb-i Hukuk mezunu, Bursa'da âzâ mülazimligi, Gebze savciligi ve kisa ömrünün son senelerinde Kadiköy hakimligi görevlerinde bulunmus, gayet enteresan ve alakaya deger bir insan olan Abdülbâki Fazil Bey (öl. 29 Kasim 1920) : annesi, Girit muhacirlerinden bir ailenin kizi, kayitsiz sartsiz teslimiyet örnegi, derin ve fedakâr bir müslüman-Türk kadini Mediha hanimdir. (öl. 10 Haziran 1977)
Büyükbabasi, Istanbul Cinayet Mahkemesi ve Istinâf Reisliginden emekli, Ikinci Abdülhamîd Han'a Ermenilerce girisilen suikastin tarihî muhakemesini yapan ve Mecelleyi kaleme alan heyet içinde imzasi bulundugu için, 6 Ekim 1902'de 'Legion d'honneur' nisaniyle ödüllendirilen vekâr ve ciddiyet timsali Mehmet Hilmi Efendi'dir. (öl. 19 Mayis 1916)
Necip Fazil, ilk dinî telkin ve terbiyesini, tek oglunun tek oglu olarak Mehmet Hilmi Efendi'den aldi; okuyup yazmayi henüz 5-6 yaslarindayken ondan ögrendi. Birçok siirinin ana imajini ve ruhî kaynagini teskil eden 'yakici bir hayal kuvveti, marazi bir hassasiyet, dehsetli bir korku' seklinde özetledigi ve hastaliktan hastaliga geçtigi ilk çocukluk yillarini, çocukluk hâtiralarinin kaynastigi bir 'tütsü çanagi' olan, büyükbabasina ait
Çemberlitas'taki Konak'ta geçirdi.

Büyükbabasi Mehmet Hilmi Efendi'den sonra, hasariliginin önüne geçmek için onu 5-6 yaslarinda bir sürü 'abur cubur' romanla tanistiran, eski Halep Valisi, Zaptiye Naziri Salim Pasa'nin kizi, büyükannesi Zafer Hanim, ruhi yapisini baska hassasiyetler açisindan etkilemekte büyük pay sahibi oldu. Bir yas küçügü kiz kardesi Selma ile büyük babasinin ölümü ise, onu disaridan etkileyen çocukluk günlerine ait asla unutamayacagi iki hadiseyi teskil etti.
Bahriye Mektebi'ne girecegi 1916 senesine kadar Büyükdere'de Emin Efendi isimli sarikli bir hocanin islettigi mahalle mektebinden baslayarak çesitli okullara devam etti. Fransiz Papaz ve Kumkapi'daki Amerikan kolejinin ardindan Serasker Riza Pasa yalisindaki Rehber-i Ittihad mektebine verildi. Yatili olan bu mektepte de fazla kalamayinca, bir süre için Büyük Resit Pasa Numûne mektebine ve seferberlik sebebiyle gidilen Gebze'nin Aydinli köyünde, köyün ilk mektebine yazildi. Ilk mektebi, Heybeliada Numûne Mektebi'nde bitirdi.
1916'da, 'Ne oldumsa bu mektepte oldum' dedigi ve sahsiyetinin ana dokusunu örgülestirdigi 'Mekteb-i Fünûn-u Bahriye-i Sahâne'ye imtihanla ve en titiz muayeneler neticesinde alindi. Hayatinin en nazik dönemini geçirdigi Bahriye Mektebi, içindeki bütün isik cümbüsleriyle ona, kendisini gösteren bir ayna, parlak bir zemin oldu. Ilk metafizik arayiciliklari ve zabitlerin bile benimsedikleri 'Sair' lakabi ile ilk aruz talimleri orada basladi.
Namzet sinifindan ayri üç harp sinifini bitirdikten ve mezuniyet durumuna geçtikten sonra diplomasini beklerken, ilave edilen dördüncü sinifi bitirmemeye karar verdi ve mektepten ayrildi. Bir müddet sonra da, o tarihte namzet ve sadece üç harp sinifindan ibaret Bahriye Mektebini ikmal ettigine dair diplomasini aldi. (1920)
17 yasinda, o günkü adiyle ' Istanbul Darülfünûnu Edebiyat Medresesi Felsefe Subesi 'ne girdi. (1921)


O günlerin (1928 Harf inkilabina kadar) edebiyat alemini, Ziya Gökalp'in kurup Yakup Kadri ve arkadaslarinin çikardigi Yeni Mecmua, Dergâh, Anadolu Mecmuasi, Milli Mecmua ve Hayat Mecmuasi teskil etmekteydi. Bu âlem içinde ilk siirlerini Yeni Mecmua'da yayinladi. (1922)
Cumhuriyetin ilanindan bir yil sonra, 20 yasinda, Maarif Vekaletinin Avrupaya tahsile gönderilecek ilk talebe grubu için açtigi imtihandaki basarisiyle üniversitedeki
(sömestre) lerini resmen tamamlamis sayildi ve Paris'e gönderildi. Sorbon Üniversitesi Felsefe bölümüne girdi. (1924)
Paris hayati, kendini arayisinin müthis his helezonlari, korkunç girinti ve çikintilari arasinda, nefs cesareti bakimindan hayal yakici bir tablo çizdi.

1925'te ilk siir kitabi 'Örümcek Agi'ni bastirdi.
O yillarda bankacilik yeni ve gözde bir meslekti. 'Felemenk Bahr-i Sefit Bankasi'nda çalismakta olan Salih Zeki'yi ziyarete gittigi bir gün, arkadasinin tesvik ve tavassutu ile ayni bankada ise basladi. Daha sonra gayet kisa sürelerle Osmanli Bankasinin Ceyhan, Istanbul ve Giresun subelerinde çalisti.
1928 - 29 senelerinde 'Bâbiâli' adli otobiyografik eserinde tafsilatli sekilde anlattigi, Bâbiâli palamarina bagli 'Bohem Hayati'ni son kertesine çikardi.
Henüz 24 yasindayken, 'Kaldirimlar' isimli ikinci siir kitabinin yayinlandigi ve ortaligi takdirle karisik hayret seslerinin bürüdügü 1928 yili, onun siir diyapozonunun herkesce begenilmek noktasindan en dik irtifalari kaydettigi basamak oldu. Bütün eser mevcudu 64 yaprak ve 128 sahifeyi geçmezken, hakkinda yazilip çizilenler bunu kat kat geçmisti.
1929 yazinin sonlarina dogru gittigi Ankara'da, içinde 9 yil müddetle çalisacagi ve müfettislige kadar yükselecegi Is Bankasina Umum Muhasebe Sefi olarak girdi. (5 Agustos 1929)
Taksim'deki meshur tarihi bina Taskisla'nin 5'inci Alayinin Zâbit kitasinda 6 ay neferlik; Harbiye'de Ihtiyat Zâbit Mektebinde 6 ay talebelik, pesinden de 6 ay subaylik yapti. 18 aylik bu askerlik macerasi, 1931 senesinin baslarindan 1933 senesinin ilk aylarina kadar fâsilalarla devam etti.
Askerligi bittikten sonra Ankara'ya döndü. Üçüncü siir kitabi 'Ben ve Ötesi'nin çikisindan sonra artik renk renk konfeti yagmuru altinda ve söhretinin zirvesindeydi.
Fikirde, daima ruhçu, tecritçi, sezisçi, keyfiyetçi, sir idrâkine bagli ve Ilâhî vahdeti tasdikçiydi. Yani, çocukluk günlerindeki ilk ürpertilerinden 1934 yilina kadar, dur-durak bilmez taskin ve basibos ruhu, muazzam çalkalanmalarina ve anaforlarina ragmen ana istikâmetini hiç kaybetmedi.
•
'O ve Ben' adli otobiyografik eserinde, hayatinin en 'kritik' kesitlerinden biri olan 'Bahriye Mektebi Yillari' itibariyle, birkaç cümleyle özetledigi, 30 yasina, yani 1934 yilina kadarki muhasebesi söyledir:
'O güne kadar muhasebem, her unsuriyle hassasiyetimi giciklayan koca bir konak, her ferdinin nereden gelip nereye gittigini bilmedigi ugultulu bir cereyan içinde, her ân iniltilerle açilip örülen miriltili kapilar arasinda ve bütün bir ses, renk ve sekil cümbüsü ortasinda, bes hassemin siniri tirmalayici ve ilerisini arastirici derin bir (melankoli) duygusundan ibaret...
Bana çocuklugumdan kalan ve ilerdeki basamaklarda gittikçe kivamlanan bu hassasiyet, sonunda, Büyük Velî'nin esigine yüz sürecegim âna kadar -otuzuna yaklasincaya denk- mücerret, müphem, formüllesmemis ve sisteme girmemis, hayat üstü bir hayat, ideal hayat hasretinin, kulaklarima devamli fisiltisini akitti.
Oniki yasimdan yirmi küsur, hatta otuz yasima kadar süren, güya kendime gelme, billûrlasma ve sahsiyetlenme çigirimda, su veya bu bahanenin çarkina tutulmus, döner, döner ve kendimi hep günübirlik bahanelerin hasis kadrosunda belirtmeye çabalarken, bu fisiltiya; seslerin, renklerin, sekillerin ve mesafelerin ötesindeki hakikatten çakintilar birakip geçen bu fisiltiyi hiç kaybetmedim. Madde içi hayatta parende üstüne parende atarken, madde ötesi hayatin, ruhumda daima ihtarcisina, gözü uyku tutmaz nöbetçisine rastliyor; ve arada bir bu nöbetçinin selâmini alip yine beni sürükleyen çarklara takiliyor, ona:
-Haydi, beni nereye götüreceksen götür, kime teslim edeceksen et!
Diyemiyordum.
Otuz yasima kadar da muhasebem budur.
...Hayatim, basindan beri muazzam birseyi bulmanin cereyani içinde akiyordu. Su veya bu miskin vesilenin hassasiyeti içinde birini ariyordum. Birini...'




1934'de bir aksam, nihayet bir aksam, çalistigi bankadan Bogaziçindeki evine dönmek için bindigi 'Sirket-i Hayriye' vapurunda karsisina oturan ve gözlerini ondan ayirmayan; o güne kadar hiç görmedigi, bir daha da göremiyecegi Hizir tavirli bir adam, ona, kâinat çapinda bir vaadin, Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri'nin adresini verdi.
Sicak bir ilkbahar günü, yanina Abidin Dino'yu aldi ve Eyüb sirtlarina çikti. Belki üç, belki bes saat süren o günkü temastan aldigi kelimeler üstü bir tesirle çarpilip kaldi ve bir daha birakmamacasina o Büyük Zat'in eteklerine yapisti.
Hikayesi 'O ve Ben'de yer alan, korkunç bir fikir buhranina (crise intellectuelle) , büyük ruh istirabina çattigi 34 yili, bu yüzüyle ise, hayatinin en belali senesi oldu.
Yasadigi buhranli günlerden sonra Efendisinin manevi tesiriyle açilan kitaplik çapta eser verme devrinin ilk eseri 'Tohum'u yazdi. (1935)
1936'da Celal Bayar'in temin ettigi ilanlar yardimiyla çikardigi ve 16 sayi sürdürdügü
'Agaç' Mecmuasi, dönemin önde gelen entellektüellerini çatisi altinda topladi.
Uzun süredir üzerinde çalistigi, büyük ruh çilesinin sahne destani 'Bir Adam Yaratmak' piyesini 63 numarali ocak idaresinin teftisini yapmak için gittigi Zonguldak'ta
bitirdi. (8 Temmuz 1937) .
Eser ilk defa 1937-38
kisinda, Istanbul
Sehir Tiyatrosu'nda
Muhsin Ertugrul tarafindan temsil edildi ve muazzam
bir alaka dogurdu.
1938 senesinin baslarinda
Ulus Gazatesi yeni bir Milli
Mars..için..müsabaka..açti. Ayrica kendisine özel olarak yapilan teklifi; öne sürdügü isi umumilestirmekten..yani 'müsabaka'dan vazgeçilmesi sartinin hemen kabulü üzerine benimsedi ve sonunda 'Büyük Dogu Marsi' olarak kalan siiri yazdi.

Sonbaharda, artik kendini 'dolap beygirinden farksiz' hissetmeye basladigi Bankadan istifa etti (10.10.1938) : ve vakit geçirmeden Haber gazetesine girdi. Kisa bir süre sonra da Son Telgraf gazetesinde, Bâbiâlinin önde gelen muharrirlerinin aksine, Ikinci Dünya Savasinin kaçinilmaz oldugu görüsünü savundu ve hakli çikti. Hâdiseleri önceden haber verir mahiyetteki teshis ve tahlilleri karsisinda muhalifleri ancak söyle diyebildi:
'- Bu adam ne derse çikiyor! ..'
Zamanin Maarif Vekili Hasan Âli Yücel tarafindan Ankara Devlet Yüksek Konservatuarina Hoca olarak tayin edildi. Bu Profesörlük isinin trenlerde kondöktörlüge döndügünü ileri sürerek Hasan Âli'den Istanbul'da bir görev istedi. Güzel Sanatlar Akademisi'nin Yüksek Mimari kismina atandi. Ayrica Robert Kolej'in son siniflarinda Edebiyat Hocaligi yapti.
1939'da, ileride bas köseye oturtacagi en sevdigi siirini, bu tarihten 5 yil önce yasadigi anlatilmaz ve anlasilmaz büyük ruh istirabinin siirini (Çile) verdi.
1940 yilinda Türk Dil Kurumu hesabina 'Namik Kemal' isimli bir eser kaleme aldi ve vaktiyle Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri'nin Ulu Hakan Abdülhamîd hakkinda söylemis oldugu hakikatleri, bu eser zâviyesinden tetkiklerini derinlestirdikçe bizzat gördü.

1941 senesinde, yine köklü bir..familyadan; 'Bâbanzâde'lerden, Ahmed Naim Efendi'yle kardes çocugu olan Recai Bey'in kizi, Yahya Nüzhet Pasa'nin torunu..Fatma Neslihan Hanimefendi ile evlendi. Bu..evliliginden Mehmed (1943) , Ömer (1944) , Ayse (1948) , Osman (1950) ve Zeynep (1954) isimli bes çocugu oldu.
1942 kisinda tekrar 45 günlügüne Erzurum'a askere gönderildi. Askerken yazdigi siyasi..bir..yazi..sebebiyle mahkûm oldu ve ilk hapis cezasini..Sultanahmet cazaevinde tatti.
Aslinda politikaya ve sosyal sahaya meyli 1936'da baslamis, o yildan 1943'e kadar geçen 7 yil içinde, Islâmi temayülü 'Sahsi bir zevk ve sakli bir telkin' planinda kaldigi için,
ne devlet ne de basinda kimseyi ürkütmemisti. Yalniz bazi münekkitler ve yazarlar hiçbir mânâ veremedikleri ondaki bu egilimi hazmedememisler ve çesitli klise yakistirmalarda bulunmuslardi: 'Islâm komünisti! ' 'Hayir! Islâm fasisti' 'Yok, yok neo-müzülman' 'Sirf züppelik olsun diye müslümanlik tasliyor! ' 'Sabik sair; siirine yazik etti! ' 'Ahmak burjuvalari sasirtmak merakinda bir sanatkar mizaci! ..'
Iste 1943, Sanatkarin fildisi kulesinden agoraya indigi; tam olarak belirdigi tarihtir: Içini öyle bir sosyal mücadele ruhu; sanatinin muhtaç oldugu cemiyeti yogurma heyecani kapladi ki, artik çalisamaz oldu ve mücadelesini bir ömür; hükümetiyle, partisiyle, basiniyle, hocasiyle, gençligiyle kendi açtigi bütün cephelerde tek basina sürdürecegi Büyük Dogu Mecmuasi'nin ilk sayisini çikardi. (17 Eylül 1943)
Sonraki dönemlerine bir hazirlik kademesi olan derginin bu ilk devresi, 30'uncu sayida 'Allaha itaat etmeyene itaat edilmez! ' meâlindeki bir Hadîs-i Serif yüzünden, rejime itaatsizligi tesvik suçlamasiyle 1944 Mayisinda Bakanlar Kurulu karariyla kapatildi.
Gün geçirilmeden Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimari bölümündeki hocaligindan kovuldu ve ikinci askerligine ikinci defa sevkedilerek Egridir'e sürüldü.
Bu ilk devresinden sonra, 2 Kasim 1945'ten baslayarak 5 Haziran 1978'e kadar günlük, haftalik ve aylik olarak çesitli tarih ve periyotlarda tam 16 devre yayin hayatini sürdüren Büyük Dogu'yu cilt cilt eser faaliyetinin yani sira, 36 sene müddetle tek basina omuzladi; büyük bir fikir ve aksiyon zemini kurdu.
2 Kasim 1945'de Büyük Dogu yeniden çikmaya baslayinca, onu, birdenbire; 'eski Iktisat Vekili Fuat Sirmen'e nesir yoluyle hakaret, Dini tezyif, memleket dahilinde tesekkül etmis Iktisadî, hukukî, siyasî, idarî rejimleri devirmek yolunda propaganda' gibi birçok adlî takibat ve muhakemeyle yüzyüze birakti.
1946 senesinin sonlarina dogru, 13 Aralik tarihli sayisinda; kapak yaptigi mücerret bir kulak resminin altindaki 'Basimizda kulak istiyoruz! ' yazisi Inönü'nün kulaklarinin duymuyor olmasi hakikatiyle birlesince Örfi Idarece tekrar kapatildi.
Birkaç gün sonra Basbakan Recep Peker tarafindan Ankara'ya çagirildi. Recep Peker'in sadece 'biraz ölçülü' davranmasi ve fazla aleyhte yazmamasi karsiligi 100.000 lira teklifi, kabul etmedigi takdirde ise açik açik zindana atilma tehtidiyle karsilasti.
O günler için bir servet demek olan deste 'söz' olmaktan çikmis, üstündeki 'Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasi' bandajiyle birlikte önündeki masaya birakilmisti.
Çok geçmeden; kapatilan dergide tefrika edilmeye baslamis olan 'Sir' isimli piyesinden dolayi 'Milleti kanli ihtilale tesvik' suçlamasiyle mahkemeye çikarildi.
Artik büyük mücadele yolundaydi. 1947 baharinda (18 nisan) Büyük Dogu'yu yeniden ve üçüncü defa çikardi. Birkaç ay sonra (6 haziran) 'Abdülhamîd'in Ruhaniyetinden Istimdat' baslikli Riza Tevfik'e ait bir siirin nesri sebebiyle Büyük Dogu mahkeme karariyle tekrar kapatilirken kendisi de tutuklanarak hapse atildi. 'Türklüge Hakaret'den yargilandi, 1 ay 3 gün tutuklu kaldi ve sonunda beraat etti.
1947 yili içinde; bütün bunlar olup biterken ve arada bir sürü tutuksuz muhakeme, üzerine saçma taneleri halinde gelirken, 'Sabir Tasi' piyesiyle 'C.H.P. Sanat Mükâfati'ni kazandi. Ancak jürinin verdigi karar Parti Genel Idare Kurulu tarafindan iptal edildi.
Yine ayni yil, Büyük Dogu'nun çikmadigi kisa bir arada 3 sayilik mizah dergisini; 'Borazan'i çikardi.
1948'de, Temyiz Mahkemesi, hakkindaki ilk ve meshur beraat kararini, dünya adalet tarihinde görülmemis tertiplerle bozdu. Bütün bir yil geçimini, (ihtimal ki, üzerine Puccini'nin bir operasi takili pikapla, büyükbabasi, Bâlâ rütbeli Marasli Hilmi Efendi'nin ceviz çerçeveli yagli boya portresi hariç) evinde ne varsa son iskemleye kadar satarak temin etti.
1949 senesini; zevcesi, üç çocugu ve kayinvalidesiyle beraber küçük bir otel odasinda karsiladi. Agir Ceza Mahkemesi hakkinda verdigi beraat kararinda israr ederken, Büyük Dogu da kapana-çika; fakat her defasinda kaldigi yerden yoluna devam ediyordu.
Bu yilin Ramazan ayinda (28 Haziran) Büyük Dogu Cemiyeti'ni kurdu.
Subat 1950'de Cemiyetin bir numarali subesi 'Kayseri Büyük Dogu Cemiyeti' açilir açilmaz Halk Partisinin duydugu dehset son haddine vardi. Açilisi yaptiktan sonra Istanbul'a dönüsünde bir yazi bahanesiyle tutuklandi, Türklüge Hakaret Davasinda verilmis beraat karari Temyize 'tekrar ve topyekün' bozdurulur bozdurulmaz da (21 Nisan) hapse atildi.
500 yillik bir Türk ailesine mensup Necip Fazil'in hayatindaki, 'Türklüge Hakaret Davasi'ni da içine alan bu dönem; tesirinin, o günlerde kendisine ne gözle ve nasil bir dehsetle bakildiginin, ne tür bir muameleye..müstehak görüldügünün ve kapi kapi hangi korkunç berzahlardan geçtiginin iyi bilinmesi için, üzerinde dikkatle durulmasi gereken bir dönemdir.

Kendi ifadesiyle;
'Inönü, zamanin Adalet Bakanini çagirip su emri vermis 'Ne yaparsaniz yapin bu adami bertaraf edin! ..' Temyiz mahkemesince bozulan fakat yine mahkemenin üzerinde israr ettigi Türklüge Hakaret Davasi'ndaki beraat hükmünü, Temyize bu sefer nihai olarak bozdurmak için 1 yildir sarfedilen gayreti birdenbire hizlandirdilar. Vaziyet emindi. Dogrudan dogruya politikadan emir almak vaziyetinde kalan o zamanki Temyiz Mahkemesi bu hükmü nasilsa bozacakti. Fakat hemen bertaraf edilmem için bir tevkif bahanesi bulmak lazimdi. Derhal buldular. Dogrudan dogruya partiye yönelttigim bir hücumu hükümetin manevi sahsiyetine yönelmis saydilar ve beni tevkif ettiler. Bu davadan hakimin huzuruna çikar çikmaz beraat ettigim ve saliverilmeyi bekledigim gün, o anda yetistirdikleri Temyiz'in bozma karari üzerine beni bir mahkemeden diger mahkemeye aktardilar. Temyiz'in bozma ve mahkemenin uyma karari üzerine, beraat eden adami, bu defa zevcesiyle birlikte tekrar hapse gönderdiler. Sirf taraflar tesekkül etsin de Temyiz'e hemen uyulabilsin diye, hamile ve hasta zevcemi, vahsice bir üslupla, yatagindan kaldirip ögleden evvelki mahkemeyi ögleden sonraya kadar bekletmek;
ve -ben zevcemi yatagindan kaldiramazlar, beni de mecburen saliverirler diye düsünürken- birdenbire hasta kadini mahkeme salonundan içeri itmek suretiyle, cihanda emsalsiz bir hak ve adalet hiyaneti tertiplediler. Halk Partisi idaresinin savcisina ve mahkemesine baski derecesini gösteren bu misali, içindeki hak ve adalet hiyanetiyle birlikte, bu ve öbür dünyanin hesap günlerine havale ediyorum.'
Demokrat Parti'nin seçimleri kazanmasinin arkasindan çikan Af Kanuniyle 15 Temmuz'da serbest kaldi. Ayni yil, üstüste, Cemiyet'in Tavsanli, Kütahya, Afyon, Soma, Malatya, Diyarbakir subelerini açti. Vaziyeti eski iktidari ürküttügü kadar, yeni iktidara da hos görünmemekteydi.
Demokrat Parti'yi ilk kuruldugu andan itibaren bir muvazaa partisi, Adnan Menderes'i de Cumhuriyet devrinin seri mali Basbakanlari arasinda ilk ve yegâne ümit mevzuu olarak gördü. Partiyle Menderes'i ayiran bu görüsü kavrayamayanlar, onu, Demokrat Parti'nin propagandasini yapmakla suçlayacaklardi. Halbuki yeni iktidar Büyük Dogu Cemiyeti'ne duydugu nefreti ve onu takip ve tarassut altinda tuttugunu bizzat Basbakan Yardimcisi Samet Agaoglu tarafindan Meclis kürsüsünde dile getirmisti.
1949 yilinin açtigi, gittikçe köpüren iftira ve lekeleme kampanyasinin ve bu takip ve tarassutun bir neticesi halinde çok geçmeden basina 'Kumarhane Baskini' diye akseden siyasi komplo tertiplendi (24.3.1951) . Bu komplo üzerine Büyük Dogu'nun derhal toplatilan meshur 54. SAYI'sini çikardi. Bu sayidaki bir yazisindan dolayi tutuklanarak cezaevine atildi. Çikisinda Büyük Dogu Cemiyeti'ni tasfiye etti.
1952'de, Vatan gazetesinin sahibi ve basyazari Ahmet Emin Yalman'in Malatya'da bir suikast tesebbüsü ile yaralanmasi (22 Kasim) ile baslayan hâdiseler, malum basinin yaygarasiyle büyütüldü, genisledi ve nihayet onu da azmettirici sifatiyla, o ünlü savunmalarini yapacagi sanik sandalyesine çekti.
Bu günler, 'sair - hapishâne iliskisi'yle de baska örneklerden farkli olarak; o keskin ve gözükara fikir mizacinin altindaki çok hassas ruhunu acitan ve demir parmakliklar arkasindaki 1 gününü 100 güne bedel kilan 'dis tesirler' bakimindan hayatinin en istirapli dönemidir.
11 Aralik 1952'de, bu hadise üzerine yayinladigi, simdi 'Müdafalarim' adli eserinde yer alan 'Maskenizi Yirtiyorum' isimli ünlü brosürle, 1943'ten beri basina gelenlerin ve bütün bu olup bitenlerin genis bir muhasebesini yapti.


12 Aralik 1952'de, yani Malatya hâdisesinden hemen sonra, daha önceki bir mahkûmiyetin infazi bahanesiyle atildigi hapisten 'taammüden katle tesvik ve azmettirmek, katle tesebbüs fiilini medih ve istihsal eylemek' isnadlariyle yargilandiktan sonra, 16 Aralik 1953'te Malatya Dâvasindaki suçsuzlugu (!) anlasilmis olarak çikti.
1951, 1952 ve 1956'da Büyük Dogu'yu günlük gazete olarak çikardi. Büyük Dogu'nun tesiri o kadar büyük oluyordu ki, 1954 seçimlerinden önce, bir parti lideri yaptigi seçim konusmalarinda eline dergilerden çesitli nüshalar alarak; 'Iste Menderes, bu yobazlik âbidesine yardim eden adamdir. Onu ve partisini seçmeyin! ..' diye propaganda yapti.
1957'de de 8 ay 4 gün hapis yatti.
Bu arada; hiçbir zaman ve mekan sarti aramaksizin sürekli yaziyor, degisik sahalarda zirve eserler vermeye devam ediyordu. Ata olan sevgisi ve biniciligi meshurdu. 1958'de, Türkiye Jokey Kulübü'nün ismarlamasiyle, belki de dünyada mevzuunun ilk örnegi olarak, ati bütün ruhu, estetigi, tarihi ve felsefesiyle, sairane bir üslupla ele alan ve anlatan bir eser kaleme aldi.

Büyük Dogu'larin muazzam hücum devresi 1959'da, aleyhine o kadar dâva açilmisti ki, bu dâvalarin yarisi mahkûmiyetle neticelense 101 sene hapis yatmasi gerekecekti.
Mahkûmiyet kararlarinin hizla kesinlesmeye basladigi ve Basbakan'in emriyle Nigde Cezaevinde kendisine tek kisilik konforlu (!) bir hücre hazirlandigi sirada 27 Mayis 1960 Ihtilali oldu. Ihtilalin ilk radyo duyurularindan birinde, zaten çikmayan Büyük Dogu'nun kapatildigi ilan edildi.
6 Haziran günü geceyarisi evinden alindi. 4.5 ay müddetle Balmumcu garnizonunda 'gerekçesiz' tutulduktan ve yüzbasilara varincaya dek en agir hakaretlere maruz birakildiktan sonra, Genel Affa ragmen, 5816 sayili kanun sadece kendisi aleyhinde istisna tutuldugu için, 'toplu tahliye' sebebiyle bayram yerine dönmüs Garnizon kapisina yanasan; kaatilleri, irz düsmanlarini tasimaya mahsus camsiz, kirmizi renkte bir cezaevi arabasiyla Toptasi Hapishanesine nakledildi. (15.10.1960) Ve 1.5 yil içerde kaldi.
18 Aralik 1961'de tahliye edildikten sonra önünde iki yol açildigini gördü; Ya her seyden büsbütün el etek çekmek, yahut her seye topyekün el uzatmak... Tercihi, demir hapishane kapilarindan daha önce de saliverildigi günlerden farkli degildi.
'Bir misrai bir millete seref vermeye yeter! .. Bu söz benim iman tarafim belli degilken, o hengâmede, bugünkü düsman cephesinin en kodaman kalemlerinden biri tarafindan hakkimda kondurulmus teshistir. Yarabbi; nezdinde, kendimi, en asagi müminlik mertebesinin ancak ayak tozlarini silmeye memur bir dereceye bile layik görmeyerek böyle bir iddiadan kemiklerim ürpererek kaydediyorum: Sadece senin dininden, hak olan yolundan, tek olan kapindan nefret ettikleri için, nefret edilmek bana ne muazzam payedir! Bu payeyi bana sen, hayatim ve bütün insanlarin hayati gibi, meccânen, yoktan, tek liyakat ve istihkâkim olmadan verdin; ve benim agzimla degil, düsmanlarimin lisaniyle izhar ettin. Artik ben nasil susabilirim? '
Yani, yine ikinci yolu seçti. Kendini bulur gibi olunca Yeni Istiklal, bir müddet sonra da Çetin Emeç'in sahibi bulundugu Son Posta gazetesinde basmakalelerine ve günlük fikralarina basladi.


1963 Ilkbaharinda bir davet üzerine açilan 'konferans çigiri' üzerinde evvela Salihli, Izmir; bir müddet sonra Erzurum, Van; daha sonra Izmit, Bursa ve 1964 yilinin ilkbaharinda da Konya, Adana, Maras ve Tarsus'ta konferanslar verdi.
1964'te Büyük Dogu'nun 11'inci devresini açti. Adnan Menderesin aziz hatirasi için kaleme aldigi ve derginin 1'inci sayisinda nesrettigi 'Zeybegin Ölümü' siirinden dolayi takibata ugradi.
1965'te 'b.d. Fikir Kulübü'nü kurdu. Mart ayindan baslayarak sirasiyle Adiyaman, Maras, Burdur, Gaziantep, Nizip, Kilis, Kayseri, Akhisar, Ankara, Kirikkale ve Eskisehir'de konferanslar serisini sürdürürken, günlük çerçevelerine ve bazi eserlerinin tefrikasina da bir gazetede devam etti.
'b.d. Fikir Kulübü' adina Ankara Dil Tarih Cografya Fakültesi'nde verdigi bir konferans üzerine açilan dâvada, 'Din esasina bagli cemiyet kurmak' iddiasiyle yargilandi.
Büyük Dogu'larin 1965 ve 1967 devrelerinde birçok defa 'Hükümetin Manevi Sahsiyetini Tahkir' suçlamasiyle takibata ugradi. Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti ve Milli Birlik Komitesi dönemlerinin ardindan, Adalet Partisi devr-i iktidarinda da takip mevzuu olmaktan kurtulamadi.

27.12.1967 tarihli Büyük Dogu Dergisinde dönemin Basbakani'nin (Demirel) kayitli oldugu Mason kütügünün fotokopisini ilk defa olarak yayinladi.
'Ideolocya Örgüsü' isimli eseri, 'Mümin/Kafir' diyaloglari ve siyasi içerikli yazilari sebebiyle devamli olarak suçlandi, sorgulandi, yargilandi.
1968'de 'Vahidüddin' adli eserini Bugün gazetesinde tefrika edip ilk baskisini yaptiktan sonra takibata ugradi ve kitap toplatildi. Eserde suç unsuru bulunmadigina dair bilirkisi raporu dogrultusunda Mahkeme, beraat karari verdi.
Ileride, kararin Temyiz'e bozdurulmasi ve daha önceki kararin aksine mahkemenin bozma ilamina uymasiyle bu dâvadan da mahkûm olacak (28.11.1973) ve bir müddet sonra Af Kanunu çikacagi için karar infaz edilemeyecekti. Ancak 'Vahidüddin' eseri 2'nci baskisinda hiçbir takibata ugramayip 'zaman asimi'na girecegi halde, 1976'daki 3'üncü baskisindan sonra tekrar takibata ugrayacak ve en asiri fikir düsmanlarinin imzasini tasiyan bütün bilirkisi raporlarina ragmen hukuk anlayisi bakimindan tarihte esi az görülmüs bir mantik üzerine oturtulmus 25 sahifelik bir kararla 1.5 yil mahkûmiyetine sebep olacakti.

1969 yili içinde Erzincan, Antalya ve Alanya'da konferanslar verdi.
Çesitli tarihlerde muhtelif gazetelerde, basmakalelerine, fikralarina ve bazi eserlerinin tefrikasina devam etti; tam sahife Ramazan yazilari kaleme aldi.

1973 seçimlerinden sonra beliren; neredeyse, 1943'lerde 'Sanatina yazik etti! ' diyenlere, 30 sene sonra bambaska bir açidan hak verdirtecek siyasi tablo ve bu tabloyla birlikte artik iyice ortaya çikan dini manzara karsisindaki üslûbunda, derin bir istirap ve inkisâr saklidir:
'Bir devirdi. O tarihlerde (40'li yillar) küfür, bütün müesseseleriyle bir buzdagi gibiydi. Ortalikta hiçbir hareket mevcut degildi. Müslümanlik zindani camilerden bir hiçkirik sesi bile gelmiyordu. Bu gafiller, adeta, 'camie girebiliyorum ya, ne devlet! ' gibilerinden seviniyorlar ve hadim olmanin oltasinda mesut görünüyorlardi. Simdi sucu bucu geçinen bazi zümrelere adini vermis isimlerden hiçbirini görmek mümkün degildi. Derken, meydan açilir gibi olduktan sonra ortaya çiktilar ve kendilerine evliyalik süsü vermekten de kaçinmadilar. Biz ise, mahut buzdagini, karda avuçlarimizi hohlarcasina, cigerlerimizden kopan sicak nefeslerle eritmeye çalistik ve galiba bunda müessir olduk.
Fakat bu defa... Bu defa ortalik çamur kesildi ve su andaki perisan manzara dogdu. Dahasi ve en acisi, Islâm dava ve aksiyonunun bunlara izafe edilmesi, bunlarda göründügü gibi zannedilmesi, Islâma aykiri cephenin bütün din hincinin bu beceriksizler üzerinde bir nevi boks talimi yastigina benzer bir avantaj kazanmasi ve Islâm davasini temsil gibi bir seref ve ehliyetin, bu ehliyetsiz ellerde bilinmesidir! .. Biz, tam 30 yil, tirnaklarimiza kan ve cigerimize kaynar su oturmus; bu netice için mi çalistik, çabaladik, didindik, yirtindik, yiprandik, helak olduk? .. (1973) '

Ve o yil Hacca gitti.
Ayni yil, Fas'tan, Saraya çok yakin çevreden evine kadar gelen, ömrünün kalan kismini bütün aile fertleriyle birlikte Fas'ta geçirmesi, yani bundan böyle Fas'ta yasamasi teklifini; gözlerini pencereden disariya, alakasiz bir noktaya dikerek, küçük, çok küçük göz tikleri içinde sabirla dinledi. Ilgisiz bir mevzu açarak cevap verdi.
Yine ayni yil, oglu Mehmed'e Büyük Dogu Yayinevi'ni kurdurdu. Sonuna vasiyetini de ekledigi 'Esselâm' isimli manzum eserinden baslayarak daha evvel çesitli yayinevlerince basilmis eserlerinin düzenli yayinina basladi.
1974'de, daha önce 'Örümcek Agi/1925', 'Kaldirimlar / 1928', 'Ben ve Ötesi / 1932', 'Sonsuzluk Kervani / 1955', 'Çile / 1962' ve 'Siirlerim / 1969' adlariyle yayinlanan siir kitaplarini, 'mal sahibi olarak' kendisini ifadelendirmeyen küçük ve kifayetsiz davranislar seklinde degerlendirirken, onlari 'özlestirerek, süzerek, ayiklayarak, düzelterek' yeni siirleriyle birlikte tek kitapta; 'Çile'de (1974 / Bütün Siirleri) topladi. Böylece bu isim altinda bütünlestirdigi siirlerini, Türk Edebiyatina, 'Sairligimin tek ve eksiksiz kadrosu' diyerek armagan ederken, kitabin takdiminde, vasiyet niteligindeki su ifadeye yer verdi:
'- Iste siir kitabim bu, hepsi bukadar; ve bu kitaba gelinceyedek baska hiçbir siir bana, adima ve ruhuma maledilemez! '
1975 Agustosunda, kabri Van'in Arvas köyünde bulunan, mürsidinin mürsidi Seyyid Fehim Hazretlerini, bir yil sonra da, onun da mürsidi Hakkari'nin Semdinli Kazasinin Nehri mevkiindeki Seyyid Tâhâ Hazretlerini ziyaret etti.
1975'de, Demokrat Parti döneminde, meydanlarda Büyük Dogu aleyhinde mitingler tertip ettirilen iki gençlik kurulusundan biri olan Milli Türk Talebe Birligi tarafindan Mücadelesinin 40. Yili münasebetiyle bir 'Jübile' tertiplendi. (23 Kasim)
1976'da, dergi-kitap seklinde, 1980 yilina kadar 13 sayi sürecek 'Rapor'lari, 1978'de de SON DEVRE Büyük Dogu dergisini çikardi.


26 Mayis1980'de Türk Edebiyat Vakfi tarafindan 'Sairler Sultani' ve 1982 yilinda yayinlanan 'Bati Tefekkürü ve Islâm Tasavvufu' isimli eseri münasebetiyle de 'Yilin Fikir ve Sanat Adami' seçildi.
1981 yilinin baslarinda, görünen yüzüyle, 'içinde 20 yil müddetle bir protoplazma halinde yasattigi Iman ve Islâm Atlasi isimli eserini kaliba dökebilmek için', bir daha çikmamak üzere evine, hatta küçücük odasina kapandi.
Yeni bir Parti kurmak üzere bulunan ve ileride Devlet Baskanligina kadar yükselecek olan Özal'i, arzusu üzerine sik sik odasina kabul ederek fikirler not ettirdi, tavsiyelerde bulundu.
Ömrünün son günleri, Erenköyündeki evinde ayni 'küçük oda'da, yine kesinlesip infaz safhasina gelmis; ve hayli ilerlemis yasina ve adlî tip raporlarina ragmen devrin Devlet Baskaninca (Evren) af yetkisi kullanilmayarak bir tür infaz emri verilmis 1.5 yillik mahkumiyeti yüzünden her an götürülme tehditi altinda; kitaplari, yazilari, notlari ve bir takim halis ve gerçek dostlariyle mahzun sohbetler içinde geçti.
•
Ve bir gece... Onun için daima sirlarla dolu Mayis ayinda bir gece, (25 Mayis 1983) yataginda dogrulup, elâ gözlerini pencereden disariya, derin karanliga dikti. Ne gördü ki; pembeden daha kirmizi dudaklari hafifçe kipirdadi:
'Demek böyle ölünürmüs! ..'
'Hayatim, basindan beri muazzam birseyi bulmanin cereyani içinde akiyordu. Su veya bu miskin vesilenin hassasiyeti içinde birini ariyordum. BIRINI...
O, kim mi?
Allahin Sevgilisi...
Sonsuzluk ikliminin batmayan günesi ve ebedîlik sarayinin paslanmaz tâci...
Tek dâva O'nu bulmakta, bulduracak olani bulmaktaydi.
Binbir istikamette seke seke, saga sola büküle büküle, renkten renge bulana bulana, hiçbir seyden habersiz ve insandaki bedava emniyet ve bedahat saadeti karsisinda saskin, hep o BIR etrafinda helezonlar çizen bir hayat...
Benim hayatim budur!
Necip Fazil Kisakürek


Bati kültürünün içinden yetisti. Saf siir, sanat, edebiyat ve tefekkür yolundan geldi.
14. Islâm asrinda; Islâmin asirlar sonra topyekûn muhasebesini yerine getirdi.
79 yillik hayati ve eserleriyle her dem, 'hayal kanatlari kan içinde' tek basina uçar gibi yasadi.
•
26 Mayis 1983'de, Persembe günü, Eyüp sirtlarinda topraga verildi.


ESERLERİ
NECIP FAZIL KISAKÜREK
BÜTÜN ESERLERI KÜLLIYATI



NO KITAP ADI

1 Hikayelerim Eser: 1 / Hikâye / 288 sh.

2 Cinnet Mustatili (Yilanli Kuyudan) Eser: 2 /Hâtira – Hapishâne Notlari / 304 sh.

3 Bir Adam Yaratmak Eser: 3 / Piyes / 160 sh.

4 Çile Eser: 4 / Siir / 512 sh

5 Kafa Kagidi Eser: 5 / Otobiyografi / 208 sh

6 O ve Ben Eser: 6 / Otobiyografi / 272 sh

7 Yunus Emre Eser: 7 /Piyes /96 sh.

8 At'a Senfoni Eser: 8 / Inceleme / 216 sh.

9 Para Eser: 9 /Piyes /136 sh.

10 Sahte Kahramanlar Eser: 10-11 / Konferans / 152 sh
* Sahte Kahramanlar
* Islâm ve Öbürleri

11 Hazret-i Ali Eser: 12 /Din ve Tasavvuf /344 sh.

12 Tanri Kulundan Dinlediklerim Eser:13 / Fikir / 272 sh.

13 Ihtilal Eser: 14 / Fikir /400 sh.

14 Moskof Eser: 15 / Fikir / 352 sh.

15 Tohum Eser: 16 / Piyes /112 sh.

16 Aynadaki Yalan Eser: 17 /Roman /224 sh.

17 Reis Bey Eser:18 / Piyes /152 sh.

18 Bati Tefekkürü ve Islam Tasavvufu Eser: 19 / Fikir /216 sh.

19 Babiali Eser: 20 /Otobiyografi /344 sh.

20 Sosyalizm Komünizm ve Insanlik Eser: 21/ Fikir /112 sh.

21 Hitabeler Eser: 22/Hitâbe /304 sh.

22 Peygamber Halkasi Eser: 23 / Din ve Tasavvuf /264 sh.

23 Ibrahim Ethem Eser: 24 / Piyes /80 sh.

24 Hesaplasma Eser: 25 – 27 / Konferans /152 sh.
* Hesaplasma
* Tarihte Yobaz Ve Yobazlik
* Türkiye Ve Komünizm

25 Esselâm Eser: 28 /Siir /152 sh.

26 Dünya Bir Inkilap Bekliyor Eser:29 – 32 / Konferans /136 sh
* Dünya Bir Inkilap Bekliyor
* Yolumuz, Halimiz, Çaremiz
* Ruh Muvazenesi
* Her Cephesiyle Komünizm

27 Hac Eser: 33 /Seyahat /192 sh.

28 Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar Eser:34 / Fikir /632 sh.

29 Türkiye'nin Manzarasi Eser: 35 / Fikir /160 sh.

30 Kanli Sarik Eser: 36 / Piyes /112 sh.

31 Nur Harmani Eser:37/ Din ve Tasavvuf /200 sh.

32 Iman ve Islam Atlasi Eser: 38 / Din ve Tasavvuf /720 sh.

33 Müdafaalarim Eser: 39 /Müdafaa /384 sh.

34 Veliler Ordusundan 333 (Halkadan Piriltilar) Eser:40 / Din ve Tasavvuf /528 sh.

35 Benim Gözümde Menderes Eser:41 /Siyasî Hatirat /496 sh.

36 Ideolocya Örgüsü Eser:42 / Fikir / 576 sh.

37 Mümin Kâfir Eser:43 – 45 / Din ve Tasavvuf /192 sh
* Mümin Kâfir
* Vecdimin Penceresinden
* Bir Pirilti Binbir Isik

38 Senaryo Romanlarim: Eser: 46 – 54 /Senaryo /528 sh.
* Sen Bana Ölümü Yedirdin
* Deprem (Çile)
* Katibim
* Villa Semer
* Vatan Sairi Namik Kemal
* Canim Istanbul
* Ufuk Çizgisi
* Son Tövbe
* En Kötü Patron

39 Çöle Inen Nur Eser: 55 / Din ve Tasavvuf /608 sh.

40 Son Devrin Din Mazlumlari Eser: 56 /Tarih /336 sh.

41 Öfke ve Hiciv Eser: 57 /Siir / 272 sh.

42 Sabir Tasi Eser: 58 / Piyes /96 sh.

43 Ulu Hakan II. Abdülhamid Han Eser:59 / Fikir /688 sh.

44 Basbug Velilerden 33 (Altun Halka) Eser:60 / Din ve Tasavvuf /368 sh.

45 Mukaddes Emanet Eser: 61 / Piyes /96 sh.

46 Imân ve Aksiyon Eser:62 – 63 / Konferans /144 sh.
* Imân ve Aksiyon
*Özledigimiz Nesil

47 Rabita-i Serife Eser:64 / Din ve Tasavvuf /208 sh.

48 Dogru Yolun Sapik Kollari Eser:65 / Fikir /176 sh.

49 Künye Eser:66 / Piyes /144 sh.

50 Tasavvuf Bahçeleri Eser:67 / Din ve Tasavvuf /160 sh

51 Parmaksiz Salih Eser: 68 / Piyes /104 sh.

52 Namik Kemal Eser: 69 /Biyografi /352 sh.

53 Hücum ve Polemik Eser: 70 / Fikir /272 sh.

54 Abdülhamid Han Eser:71 / Piyes /96 sh.
* Abdülhamid Han
* Sir (yarim kalmis)

55 Siyah Pelerinli Adam Eser:72 / Piyes /96 sh.
* Siyah Pelerinli Adam
* Kumandan (yarim kalmis)

56 Ahsap Konak Eser: 73 / Piyes /128 sh.

57 Püf Noktasi Eser: 74 / Piyes /88 sh.

58 Yeniçeri Eser: 75 / Fikir /320 sh.

59 Resahat Eser:76 / Din ve Tasavvuf /448 sh.

60 Basmakalelerim - 1 Eser: 77 / Fikir /

61 Basmakalelerim - 2 Eser: 78 / Fikir /

62 Basmakalelerim - 3 Eser: 79 / Fikir /

63 Mektubat Eser: 80 / Din ve Tasavvuf /256 sh

64 Gönül Nimetleri Eser:81 / Din ve Tasavvuf /528 sh.

65 Edebiyat Mahkemeleri Eser: 82 – 84 / Fikir /256 sh.
* Edebiyat Mahkemeleri
* Dogu Edebiyati
* Dil Raporlari

66 Hadiselerin Muhasebesi - 1 Eser: 85 / Fikir /296 sh

67 Hadiselerin Muhasebesi - 2 Eser: 86 / Fikir /312 sh.

68 Hadiselerin Muhasebesi - 3 Eser: 87 / Fikir /240 sh.

69 Rapor 1 – 2 Eser: 88 – 89 / Fikir /152 sh.

70 Rapor 3 – 4 Eser: 90 – 91 / Fikir /176 sh.

71 Rapor 5 – 6 Eser: 92 – 93 / Fikir /200 sh.

72 Rapor 7 – 8 Eser: 94 – 95 / Fikir /184 sh.

73 Rapor 9 – 10 Eser: 96 – 97 / Fikir /136 sh.

74 Rapor 11 – 13 Eser: 98 – 100 /Fikir /200 sh.

75 Savas Yazilari – 1 Eser: 101 / Günlük Fikralar /384 sh.

76 Savas Yazilari – 2 Eser: 102 / Günlük Fikralar /464 sh.

77 Çerçeve – 1 Eser: 103 / Günlük Fikralar /320 sh.

78 Çerçeve – 2 Eser: 104 / Günlük Fikralar /304 sh.

79 Çerçeve - 3 Eser: 105 / Günlük Fikralar /240 sh.

80 Çerçeve - 4 Eser: 106 / Günlük Fikralar /296 sh.

81 Çerçeve - 5 Eser: 107 / Günlük Fikralar /336 sh.

82 Çerçeve – 6 Eser: 108 / Günlük Fikralar /320 sh.

Konusmalar Eser: /Derleme /256 sh.

Istanbul’a Hasret Eser: / Derleme / 160 sh.

Yahudilik, Masonluk, Dönmelik Eser: / Derleme /200 sh.

Dininizi Ögreniniz Eser: / Derleme /

Tanıtım Amaçlı Alıntıdır....

Paylaş




Sitemizde Bulunan Alıntı, Makale, Şiir vb. Bütün içerikler Tamamen bilgilendirme Amaçlıdır. Sitemiz Bu içeriklerden Hiç Bir Şekilde Kar Amacı Gütmemektedir. Bu yazının Yayın İlkelerini İhlal ettiğini düşünüyorsanız,İletişim den Bize bildiriniz... En Kısa Sürede Size cevap verilecektir.


İçeriğe puan verPuan ver...


Cevap yazılmadı
Cevap yazabilirsiniz Bu konuya cevap yazabilirsiniz
*
 

Bazı istatistiksel değerler 30 dakikada bir güncellenmektedir.Güncellenmeye 13 dakika kaldı.
 Derece  Konu  Mesaj  Aldığı Teşekkür
Mehmetaluc
Admin (SA)
Canbaba
Halkin_sairi (SA)
Yaren
Mehmetaluc  %53
Admin (SA)  %25
Canbaba  %3
Yaren  %3
Halkin_sairi (SA)  %2
Mehmetaluc  %22
Admin (SA)  %10
Cakir  %10
Eyalbuz  %10
Halkin_sairi (SA)  %8
İslamehli 2
Eyalbuz 2
Halkin_sairi (SA) 2
Osman7159 1
Seraphoca 1
 Bu Gün Online Olanlar  En Yeni Üyeler  Doğum Günü Olanlar
Arslan53 , Kemahli , Nbterzi , Vaysal , Cooker19 , Seopak , Behlul , Durmus , Haydar , Mavi , Halife , Kemaldoganay , Beyza , Sairmahmutbaki , Halisi ,
Bugün doğan üyemiz yok
Semboller Aktif Konular & Son Konular Rastgele On Şiir Diğer İstatistikler
Yeni Konu açamazsınızYeni konu Açamazsınız
Konu Açabilirsiniz Yeni konu açabilirsiniz.
Cevap yazabilirsiniz Konuya cevap yazabilirsiniz.
Konuya mesaj yazılamaz Konu kapalı konuya cevap yazamazsınız.
(M) Moderatör
(A) Admin
(SA) Son Admin
BİR CUMHURBAŞKANININ ERMENİ MESELESİNDE SÖYLEYEBİLDİKLERİ
Ak Parti'ye ve Tayyip Erdoğan'a karşı içimde hep nefret vardı...
Soyağacı gerçeği/ Yahudi Asıllılar Nasıl Deşifre Edildi?
ABD ve AB kahpeliği
Ey Müslüman Kardeşim!
TÜRKİYE NİN ÜZERİNDE BÜYÜK OYUNLAR OYNANIYOR...
Siyonist oyunları ve terörist İsrail devleti
Duvaksız Gelinin Destanı
Benim Köyüm - İbrahim Sevindik
Kemal'im - İbrahim Sevindik
Aziz'im - İbrahim Sevindik
İran' da yakılmak istenen ateşin nihai hedefi Türkiye’ dir.
İran' da ne mi oluyor?
Gördünmü Gardaş...
Elimde değil gardaş...
Şair olmak isterdim... Hulusi Şentürk

Deli Kan ... Yahya Koza

Kuran İle Ömür Neşedir... Mehmet Aluç

Güneş Son Defa Batmadan... Mehmet Aluç

MALAZGİRT ZAFERİ... HALİL BEKTAŞ

Biri çıkıp dur desin... HARUN YILDIRIM

SANA EMANET... Kemal DOĞANAY

BİRAZ İNSAFLI OL!... Zülfikar Yapar Kaleli

Diken sardı özümü... Ferit Battal

Olmaz mısın ?... Mehmet Aluç
Ana kategori :9
Alt Kategori :27
Toplam Konu :391
Toplam Cevap :50
Online Üye :0
Misafir :12
Toplam Online :12
En Çok Okunan Konular Cevap Alan Konular En Çok Puan Alan Konular Bu Gün Çok Okunan Konular
Hacı Taşan - Hayatı ve Bir Türkü ( Bu gün ayın ışığı...) Dinle...
Ekrem Çelebi - Hayatı ve Bir Türkü ( Olmazmıydı... ) Dinle...
Develi Musıki Hayatına Genel Bir Bakış ve Develi Türküleri
Fon Müzikleri
Şiirde Kafiye Ve Redif Bilgileri...
Refik Başaran... (Hayatı ve Dam Başında Sarı Çiçek Dinle)
Yıldıray Çınar - Hayatı ve Bir Türkü ( Bölemedim felek ile kozumu) Dinle...
Ümit Tokcan - Hayatı ve Bir Türkü ( Üryan geldim yine üryan giderim) Dinle...
Şemsi Yastıman...
Dadaloğlu...
Halk Şiirinde Hece Ve Aruz Türleri...
İmlâ Kuralları
Gözlerin... (sesli, görüntülü şiir)
Topla göçümüzü gidelim gönül...(sesli, görüntülü şiir)
Biriyiz...
Aşık Reyhani Hayatı ve Örnek Şiirleri...
Aşık Veysel Şatıroğlu Şiirlerinden Örnekler...
Şiirde Kafiye Ve Redif Bilgileri...
Ümit Tokcan - Hayatı ve Bir Türkü ( Üryan geldim yine üryan giderim) Dinle...
SERAP HOCA- UNUTMA BENİ
Rıfat ARAZ Şair-yazar (Biyografisi ve şiirlerinden örnekler...)
Dedim - Dedi Şiiri ( Seslendirme: Mustafa Zorla )
Ölme Dost!
Mustafa USTA'nın Seslendirilmiş şiirleri...
Yazık Olsun (Ayşe Yıldız )
Bu Akşam... (Video Klip Seslendiren: A..Zade)
Biriyiz...
Topla göçümüzü gidelim gönül...(sesli, görüntülü şiir)
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır.(Aşık Veysel) Şiir ve Sesli Türküsü
Ümit Tokcan - Hayatı ve Bir Türkü ( Üryan geldim yine üryan giderim) Dinle...
Refik Başaran... (Hayatı ve Dam Başında Sarı Çiçek Dinle)
BİR CUMHURBAŞKANININ ERMENİ MESELESİNDE SÖYLEYEBİLDİKLERİ
MUHSİN YAZICIOĞLU VE ÜŞÜYORUM...
Topla göçümüzü gidelim gönül...(sesli, görüntülü şiir)
Dünyada Bulunmaz Senin Eşin Çanakkale
Sultan 2. Süleyman - Sultan 2. Ahmed - Sultan 2.Mustafa' nın Hayatları..
Aziz'im - İbrahim Sevindik
TÜRKİYE NİN ÜZERİNDE BÜYÜK OYUNLAR OYNANIYOR...
Ekrem Çelebi - Hayatı ve Bir Türkü ( Olmazmıydı... ) Dinle...
Binlerce Kez Şükürler Olsun Rahmanım

www.halksiir.com/forum | halksiir@halksiir.com
Halksiir.com © 2007 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.
Bu Şairi Okudunuz mu:
Kemal DOĞANAY


Forum Bölümü İstatistik :
Aktif Ziyaretçi:4 Online Üye:0 Üye Sayımız:225 Onay Bekleyen:0 Bugün Tekil:83 Bugün Çoğul:210 Toplam Tekil:266480 Toplam Çoğul:1039953 İp No: 18.232.99.123

Efkan Forum V.5.0 © 2005-2007 Tasarım Kodlama Efkan Ay